ası bir zamanlar kendisine "ya gel, ol ve git" demişti; "ya git, ol ve gel..."
O gelmedi... gelseydi bulurdu, bulsaydı olurdu, olsaydı bu sefer gerçekten gider, gidebilirdi... O gelmeyi değil, gitmeyi tercih etti... Gitti de... ve fakat hâlâ gelmedi, bir türlü gelmeyi başaramadı. Çünkü bulamadı, bulamadığı için olmadı, olamadı... İşte o bir türlü olamadığı içindir ki gelemedi.
Omrü kendisini özlemekle geçti... Hasreti kendisineydi, kendisinde olana idi. Kendisini aramak, en yakınında olana yaklaşmak ne de büyük bir işti! Kendisinden geçemeyenlerin geçici olan geçip gittiğinde akılları başlarına gelirmiş, bu öğüde de kulak asmadı. O bir kez ve gerçekten 'var' olabilseydi, evet, bir kez olsun varlığını farkedebilseydi, yok olabilir, ancak o takdirde yoklukta varlık bulabilirdi.
Cesaret edip yok olmayı denemedi, kendisini yoklayamadı. Çünkü korkmak onun en büyük korkusu idi.
Korkunun ecele faydası yokmuş... Peki ecelin korkuya faydası?!?