"Romandaki ilk hedefim müze değil, aşk dediğimiz karmaşık, psikolojik, kültürel, antropolojik şeyi soğukkanlılıkla anlatmakti" diyor Orhan Pamuk bu romanı için son sözünde.
Bu söz benim için kitabın özeti niteliginde. Sadece bir aşkı anlatmıyor Masumiyet Müzesi. Geçtiği dönemin ekonomik yapısını, siyasi olaylarını, sınıflar arasında ki yaşamsal-düşünsel farkları, arkadaşlıkları, aile ve evlilik kurumuna bakış açılarını da aktarıyor okuyucuya.
Kitabı benim için değerli kılan noktaları anlatmam gerekirse:
1.Aşkın ve dolayisiyla insanın , mekan ve eşya üzerinden anlatılması;
2.Karakterleri psikolojik yönden incelemesi;
3.Eğitimi-sınıfı ne olursa olsun, kadının, erkek ve toplum karsisinda verdigi (özellikle cinsellik konusunda) kendi olma ve kabul görme iç savaşı.
Hayatimin en mutlu ânıymış, bilmiyordum" Kitap boyunca ara ara akla gelen ve kendinizi sorgulamaniza sebep olan meşhur giriş cümlesi. Gerçekten yaşadığımız ânın en mutlu ânımız olduğunu bilsek ne yapardık? Ve herseye ragmen "çok mutlu bir hayat yaşadım" diyebilir miydik!