Herhangi yönde zorlanan çocuk, bunu nefretle karşılar. Genellikle olduğu gibi, nefretini açığa vuramazsa bu nefret içe döner, bilinç altına gömülür. Bunun bütün hayat boyunca sürecek çeşitli olumsuz etkileri vardır. Nefret duyulan bir şey olarak babanın yerini Devlet, Din örgütü, ya da bir yabancı ulus alabilir. Buna göre kişi bir anarşist, bir Tanrısız ya da savaşçı olmaya
itelenir. Baskı yapanlara duyulan nefret, gelecek kuşaklara aynı şekilde baskı yapma isteğine götürebilir. Ya da, iyi toplumsal ve kişisel ilişkileri olanaksız kılan genel bir huysuzluk olabilir. Bir gün okulda küçük bir çocuğa kötü davranan büyükçe bir çocuk gördüm. Yaptığının doğru olmadığını hatırlattım ; o şöyle cevap verdi: “Büyükler beni dövüyor, ben de küçükleri; ben haklıyım.” Bu sözlerle o, insanlık tarihinin özünü anlattı.
Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek 'sevgisi'ne inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz 'etken ilgi'dir.