1024 sayfalık yolculuğun 8. gününde sonuna geldim ve bu yolculuk sayesinde edindiğim deneyimleri ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
İlk önce kısaca konusundan bahsederek giriş yapayım.
Kitabın isminden de anlayabileceğiniz gibi kitap, bir kasabanın görünmez bir kubbe altında hapsolmasını anlatıyor. Dünya ile aralarına görünmez bir duvar örülen kasaba halkının bu kubbeden kurtulma çabasını, birbirleri arasında verdiği güç mücadelesini ve yaşanan ölümleri okuyoruz.
Ben bu kitabı okumadan önce kitaptan uyarlanan ve aynı ada sahip olan dizisini izledim. Ne zaman izlediğimi tam olarak hatırlamıyorum ama diziyi kubbe kalktıktan sonra (sanırım son sezonda) yarım bıraktım. Dizinin başı iyi gidiyordu fakat konu ilerledikçe saçmalaya başlamışlardı. Böylelikle diziyi bitirmeden yarım bıraktım. Şunu fark ettim ki:
Dizisi ile kitap arasında gerçekten çok fazla farklılık var. Açıkçası film ya da mini dizi olarak uyarlanması daha iyi olurdu, kitabı yansıtmak açısından. 3 sezonluk dizi yaparak her şeyi mahvetmek zorunda değillerdi. Sonunu bağlama açısından kitap diziye göre daha iyiydi. Bu konuda kitaba bağlı kalıp diziyi kısa kesselerdi, bu konu dizi olmak için çok güzel bir konu olurdu. Ve böyle bir kitabın gerçekten uyarlamasını izlemek de hoş olurdu. Ya da kitaptan daha iyi bir son yapmalıydılar.
Eğer dizisini izlediyseniz kitabını da okuyabilirsiniz. Tam tersini de söyleyebilirim. Kitabını okuduysanız dizisine de şans verebilirsiniz. En azından 2. sezona kadar izlenebilir.
Fuardan aldığım kitabı okumaya başladığımda çok az şey hatırladığımı fark ettim. Karakterlerin adlarını unutmuştum fakat okumaya devam ettikçe izlediklerim zihnimde canlanmaya başladı. Yine de kubbeden nasıl kurtulduklarını anımsamıyordum o yüzden merakla son sayfaya kadar okumayı