Tıbbiyelilerin, Esad Şerefeddin Hoca'nın çiçekleriyle hazırladığı büyük çerçevenin içinde yine çiçeklerle şu yazmaktadır: "Yaşa! Millet Yaşatanlarla Beraber!"
İşgal askerleri İstanbul'un en güzel yerlerindeki konaklara el koyarak yerleşirler. Yazar Azra Erhat, göçmen kuşların kenti çoktan terk ettiği, çocukluğunun o kara gününü şöyle anımsar: "Sabah erkenden evin önüne iki kamyon dikildi. Leyleğe benzeyen üniformalı bir adam kapıdan içeri girip 24 saat içinde evi boşaltmamızı buyurdu. Bir anda evimiz bitpazarına döndü. Ben de deli gibi oradan oraya koşarak ne götüreceğimi araştırıyordum. Bir kuklam vardı. Elbisesi kırmızı benekli, saçı fiyonklu idi. Sımsıkı sarmıştım o bebeği kollarımın arasına..."
Mustafa Kemal Atatürk hakkında bilgisizce, onu karalamak için konuşan, hakaretler eden emperyalizmin kuklalarına sakın ola ki "Atatürk düşmanı" demeyin! İngiliz general William Birdwood, Mustafa Kemal Atatürk öldüğünde cenazesine katılmak için Türkiye'ye gelmiş, Ankara'ya kadar gitmiştir. Üstelik bunu yaparken üniformasını giymiş ve gözyaşları içinde selam durmuştur.
Neden mi, onlara "Atatürk düşmanı" demeyeceğiz? Çünkü onlar Atatürk'ün düşmanı bile olamazlar!