Şairin, dönemine uygun bir şekilde kendini görevli, bir misyona sahip hissettiği, asıl görevinin şiir yazmak kadar, belki de ondan önce dünyayı, özellikle Türkiye'yi değiştirmek olduğunu unutmamak gerekiyor.
siz kimsiniz
yoksa kimsesiz misiniz
neden soğuk böyle
soluk benziniz
yoksa haftalardır
"tecrit"te misiniz
kapı duvar sağır
arayan soran yok
o dipsiz boşluğa
düşmekte misiniz?
Unutmayalım, karşımızdakinin "bir şeyler anlatmak istediği" sayıltısıyla yola çıktığımız kadar, kendimizin de "anlayacağımız" sayıltısıyla yola çıkarız. "Ben bunu anlayamam belki" ya da "bu benim anlayacağım bir şey değil galiba" diyebilmek, "ben her şeyi anlarım" demekten öteye bir adım atabilmiş olmaktır.
Dili, durmadan, korumak zorundayız. Yaşamla, düşünceyle sürekli bir etkileşim içinde olan, var ettiğimiz, bizi var eden bu aracı, durgu durak bilmeden korumak zorundayız. Bilmek ile yetinemememiz de bundan.