“Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.”
Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,
Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı
bekçi gizleri.Ne zamandır ertelediğim her acı,
Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
-bu şiir -
Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
Dost kalmak zorunda bana ve
sizlere! Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o,
uykusunu bölen derin arzudan.
Büyüsünü bir içtenlikten alırsa
Kendi saf şiddetini yaşar artık,
-bu şiir -
Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,
Sevda ile seslenir sizlere!
“Onlar sabah olunca aydınlık ve kalabalık bir şehirde trenden inecekler, yüklerini sırtlayarak şehrin çamurla kaplı
damarlarına dağılacaklar, hayatın onlar için hazırladığı sahnelerde yerlerini almak üzere kalabalığa karışacaklardı. O hayatın içinde karanlık yüzlü adamlar da olsa, her zaman bir kurtuluş ümidi bulunabilirdi. Bu, kendisini bekleyen ölüm tehlikesine bile özgürce yürümekti..”