Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan.
Bir biz vardık cihanda, bir de küffar...
“Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu.” Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupa’lıyım” demeğe başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına: “Hayır delikanlı“ diye fısıldadılar, “Sen bir az gelişmişsin.”
Ve Hristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir “nişan-ı zîşân“ gibi gururla benimsedi aydınlarımız...
İbn Abbas’tan rivayet edilen hadis-i şerifte
Rasûlüllah ﷺ şöyle buyurdular:
“Birlikte oturduğunuz dostlarınızın en hayırlısı, görünüşüyle size Allah’ı hatırlatan, sohbetiyle sizin güzel amellerinizi arttıran, salih ameliyle/güzel fiil ve davranışlarıyla size ahireti hatırlatan kimsedir”
(Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/14)