" Müzikle böylesine kendinden geçen bir varlık salt bir böcek olabilir miydi?"
Müzik evrenseldir ve haliyle sadece insanlara özgü bir kavram değildir.. Birbirleriyle etkileşmek, birbirlerini etkilemek ve belki de meramlarını anlatabilmek için ses dizgisi oluşturur tüm canlılar..
Adına müzik diyebilir miyiz bilmiyorum ama doğanın (içindeki yaşam formlarıyla beraber), günümüz Türkiye şarkıcı(!)larından daha kaliteli müzik yaptığı aşikardır..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Birazdan ağzını açıp konuşacaktı. Boğazını temizlemek için bir defa öksürdü. Ama mümkün olduğu hafifçe. Öksürüğünün de insan öksürüğüne benzememesinden korkuyordu. Bu noktada kendi vereceği yargıya da pek güvenemiyordu."
İçinde bulunduğumuz durum hakkında verdiğimiz yargılar, ne derece doğrudur?.
"Biz ticaret adamları, -iyi ya da kötü, nasıl isterseniz-, işimizi çok zaman ufak tefek rahatsızlığımızın üstünde tutarız."
Bel fıtığı yaşayanlar bilir acısını...
Gregor'un hamam böceğine dönüşümü gibidir bel fıtığı ağrısının tutması..
Ne yatabilirsiniz, ne oturabilirsiniz ne de ayakta durabilirsiniz..
Siz artık o eski insan değil, başka bir bedende yaşayan bir varlıksınız..
Çünkü o ağrı sizi dönüştürmüştür..
O ağrı ile yola düştüğüm zamanlar zonkluyor hâlâ beynimde..
"Şu Gregor’un ne günahı vardı da, memurların en ufacık bir ihtimali karşısında daima en kötü şeyler düşünülen bir müessesede çalışmaya mahkûm olmuştu? Memurların hepsi de, istisnasız, düzenbaz mıydılar? İçlerinden sadık, işine bağlı kimse çıkmaz mıydı hiç? Şöyle bir sabah ezkaza kendini bir iki saatcik unutuverip sonra da bin bir üzüntü içinde yataktan kalkamıyacak hale gelenleri olmaz mıydı?."
Günümüz dünyasında bile geçerli bir sorgulama.. Memurluk düzenbazlık mıdır? Memurlar düzenbaz mıdır?..
Memurlar, robotlaşmış bireyler haline gelmişler günümüzde.. Orada olmak istemeyen ve bunun acısını onlara işi düşenlerden çıkaran bir kesim oldular malesef ki..
Devlete dayadıkları sırtlarının yere gelmeyeceğini bildiklerinden, kendilerini çoğu zaman nizam, kanun ve hatta devlet olarak gördüklerinden yaptıkları hiç bir eylemin sonucunu düşünmezler..
Sizin orada beklemenizle ilgili değillerdir. Sizin ruh halinizde cereyan eden şeyler umurlarında değildir.
Tek düşündükleri şey ay sonu yatacak olan para ve akşam mesailerinin bitmesidir...
İşini iyi yapan nadir memur kesimini tenzih ederim, saygılarımla..
"Şöyle biraz daha kestirsem de, şu aptalca şeyleri unutuversem" sf:5
Bazen, hayat karşısında hemen hemen herkesin aklında beliren bir cümle değil midir bu?..