Bu ülkeye geldiğimde, kocaman kocaman sakallı adamların bin iki yüz yıl önce işlenmiş bir cinayet için hâlâ hıçkırıklara boğulup dertlenmelerini anlayamıyordum. Artık anladım. İranlılar geçmişte yaşıyor, çünkü geçmiş onların vatanı, çünkü şimdiki zaman hiçbir şeyin onlara ait olmadığı yabancı bir ülke. Bizim gözümüzde modern yaşamın, insanın özgürleşmesinin simgesi olan her şey onlara göre yabancı egemenliğinin ve baskısının simgesi: Karayolları, Rusya demek; demiryolu, telgraf, banka, İngiltere; posta dedin mi Avusturya Macaristan...
M. Kemal: "Paşam durumu nasıl değerlendiriyorsunuz."
Fevzi Paşa: "Anlamıyorum ki efendim... İstanbul'daki rahatımızdan feda etmemek için koskoca ülkeyi veriyoruz. Bu ne akıldır?
Atatürk'ün kendi notlarından, mektuplarından derlenerek hazırlanan bu kitap Atatürk kendi ağzından yaşadığı döneme ışık tutuyor. Fevzi Paşa'nın, İtilaf devletlerine bırakılması gereken silahları gizlice Anadolu'ya kaçırması, yine Fevzi, Mustafa Kemal, Cevat gibi şahsına münhasır insanların mevcut durumdan huzursuz olarak yaptıkları girişimler ve Halkın işgallere karşı boyun eğmemesi çok güzel bir şekilde anlatılmış. Türk Milleti olarak rahat zamanımızda hep olumsuz özelliklerimizi göz önüne alıyoruz ama yeri geldiğinden yapılamaz denen ne varsa yapabilen de bir milletiz. Bu kitabı zevkle okuyup bitirdim. İlgilisine duyurulur.