Kuran'ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes, dünyayı onun gibi okuyup şahadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı. Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.
Osmanlı ile Çağdaş olan Babürlüler devletinin ismini ilk duyduğumda merakımı celbetti. Bu incelemeyi okuduğunuzda eminim sizin de ilginizi çekecek. Babürlüler devletinin benim içim ilgi çekici yanı Babürlü hanedanının Türk olması. Babürlü devletinin ise Osmanlı ile çağdaş bir devlet olması. Hatta akademik çevrelerde çağdaş olan 3 Türk devleti için (Safeviler, Osmanlılar, Babürlüler) "İslam Barut İmparatorlukları" ismi bile verilmiş. Devletin kurucusu Babür'ün şeceresi baba tarafından Timur anne tarafından ise Cengiz Han'a dayanıyor. Babür, Çağatay Türkçesi konusan Türk oğlu Türk bir hükümdar. Bu sebeple her ne kadar sonra gelen İmparatorlarda farklı kültürlere kaymalar olsa da Babürlüleri Türk bir hanedan olarak kabul etmek gerekiyor. Günümüzde Hindistan, Afganistan ve Pakistan gibi devletlerin hakim olduğu topraklarda hüküm süren Babürlüler bir çok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Devlet son yıllarına doğru İngilizlerin bir nevi boyunduruğu altına girmiş ve sonunda yıkılmıştır. Bu devlet ile ilgili geniş kapsamlı bir çalışma Babürlüler kitabını herkese tavsiye ederim.
Puslu Kıtalar Atlası kitabı bir roman olarak karşımıza çıkmasına dimağımızda masalsı tatlar bırakan eser. Tek bir cümle ile bu kitabı anlat deseler "roman içinde masal, masal içinde roman" derdim. Bir yandan ana hikaye ilerlerken, yan hikayelere geçişler çok iyi olmuş. Keza bazı portreler çok derinlikli ve üzerine sıfırdan bir hikaye yazılabilecek kadar zengin. Kitapların verdiği zevk kişiye göre değişir. Bu sebeple çok kitap önerme taraftarı değilimdir. Buna rağmen bu kitabı herkese öneriyorum.
İnsan bir zaman tüketicisidir. Üstelik bize ayrılan bu zaman oldukça sınırlıdır da. Ama yine bir çoğumuz yapmak istediklerimizi sonsuza dek zamanımız varmışçasına erteleriz. Yaşamımız boyunca yitirdiğimiz bazı şeyleri yeniden elde edebilir ya da yerine başka şeyler koyabiliriz. Ama tükettiğimiz zamanı asla!