"Şu insanlar , şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma,her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar."
Etnik temelde her zaman gruplaşmalar olsa da , Osmanlı üst tabakasına girişte etnik ölçütler belirleyici değildi. Bu durum Türk milliyetçiliğinin , Osmanlı topraklarında yaşayan öbür etnik grupların milliyetçiliğinden neden çok daha sonra , ancak 19. Yüzyılın sonlarıyla 20. Yüzyılın başlarında ortaya çıktığını da açıklamaktadır.
Yüzüne baktım. Gözlerimizi birbirinden kaçırmadık. Birbirimize doğru eğildik ve ben daha farkına varamadan kollarım onu sarmıştı.
"Söze gerek var mı? " diye sordum.
Ve yanıtladı, "Yok , ama söylenseydi hoş, ama çok hoş olurdu."
Post-modern anlayışa göre Tanrı ölmüş yahut gerçek anlamda hiç var olmamış olsa da din , toplumsal endişelere cevap verebilir, toplumsal politikalara vicdan sağlayabilir , toplumsal bağı güçlendirebilir. Bunları yaptığı sürece de var olmasında bir mahzur yoktur; aksine yararlı da olabilir.