Bakışları sık sık kızın dudaklarına kayıyor ve büyük bir ihtirasla onları arzuluyordu. Bu ihtirasın müstehcen veya dünyevi bir yanı yoktu ama. Ruth’un söylediği kelimeleri telaffuz ettikçe kımıldaşıp oynayan o dudakların hareketini izlemek, ona müthiş zevk veriyordu. O dudaklar, bütün erkek ve kadınların sahip olduğu sıradan dudaklardan değildi. İnsanla aynı çamurdan yapılmamışlardı. Onlar saf ruhun dudakları olduğu için Martin’in ihtirası da onu diğer kadınların dudaklarına yönelten arzudan çok farklıydı. O dudaklara kendi dudaklarıyla fiziksel olarak dokunabilir, onları öpebilirdi; ama insan Tanrı’nın eteğini nasıl ulvi bir şevkle öperse, öyle.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!