Mehmet Uruk

Mehmet Uruk
@Mehmeturuk
Beynimde hep manalı bir uçurum… İnstagram: @mehmeturuktr
Kaçışlar,korktuğumuz şeylerdir
7/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Godot'yu Beklerken Samuel Beckett adlı eseri 2.dünya savaşı sonrası her şeyini kaybetmiş varoluşsal krizler yaşayan insanın anlam arayışını ifade eden bir eser olarak kaleme alınmış. Eserde Vladımır ve Estragon Godot’u beklerler ancak Godo ne bir insandır ne de başka bir şey. Godo, insanın ümit ederek bağlandığı neyse odur. Umuttur. Bu belirsizlik içinde sadece beklerler, beklerken de hayatın karmaşıklığında, yapılması gereken şeyler, ikili ilişkilerimiz, arzularımız,acılarımız,mutluluklarımızla bir oyalanma halindeyizdir… Zamanı böyle geçiririz. Yani aslında anlam arayışı dediğimiz şey anlamsızlığın ta kendisidir. Bunu da Godot’u beklerken bir nişan gibi taşırız,anlamsızlığa anlam atfederiz. Godot’u beklemekte ki amaç aslında insanın sorumluluk almamak için sığındığı bir sığınaktır. Bir kurtarıcı bekler,ama o kurtarıcı asla gelmeyecektir. Ve bu ümitle sırf bir şey yapmamak,çaba sarf etmemek,ter dökmemek için Godot’u beklerler. Her gün aynı yerde onu beklerler. Eserde bir çocuk her gün gelip Estragon ve Vladımır’e Godot’un bugün gelemeyeceğini ama yarın mutlaka geleceğini söyler.Bu söylem insanı zamanın bekçisi yapan ve onu orada zamanın içerisinde köleleştiren umut dolu bir söylemden ibarettir. Oyunda Pozzo ve Luky vardır.Pozzo efendi, Luky ise köle rolündedir. Pozzo gücü,otoriteyi,zenginliği,mülkiyeti temsil eder ve elindeki kırbacıyla Luky’i yönlendirir. Luky ise sistemin içerisinde eriyen insanı temsil eder,muhtaç ve yönlendirilmesi gerekli olanı. Pozzo, Luky olmadan gücünü kanıtlayamaz, Luky de Pozzo olmadan ne yapacağını bilemez. Yani ikisi de birbirine muhtaçtır,sistem bunu bilerek yapmıştır. Biri olmadan bir diğeri varolamaz. Pozzo, Luky’e sahnenin bir bölümünde Estragon ve Vladımır’in isteği üzerine düşünmesini söyler Luky’de şapkasını takıp düşünmeye başlar ancak
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2022 48. kitabı
Yeraltından Notlar kitabını ikinci okuyuşum. Tek kelimeyle muazzam. Fyodor Dostoyevski çoğu psikologdan daha iyi bir psikoloji bilimci;bir karakterin duygu durumu,hissi,iç dünyası,düşünceleri ancak bu kadar güzel okuyucuya aktarılabilir. Öyle bir kitaptı ki ikinci kez bitirdikten sonra şunu dedim kendi kendime; keşke tanıdığım herkese bu kitabı okutturabilsem.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
Kaçış Açısı
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 23:01
Kayıp aydınlanma, Orta Asya’daki entellektüel birikimi merkeze alarak 5.asırda başlayıp 12.asırda zirveye ulaşan bir medeniyetin resmini bize çizer. Bu dönemlerde Arapça’nın bilim dili olduğunu öğrenip bu yolculuğa;İbn-i Sina’yla, Birûni’yle, Farabi’yle Harezmi ve daha bir çok Orta Asyalı Fakihlerle,Hazarfenlerle(Bir çok alanda eser veren) şahsiyetlerle birlikte çıkıyoruz. Ve bu dehaları her yönden destekleyen güçlü hükümdarların kanatları altında, bütün faaliyetlerini doruk noktalarına çıkaran Hazarfenler ordusunda onlarla birlikte en ön safta,bu savaşa tanıklık ve eşlik ediyorsunuz.Kitap, “Aydınlanma yalnızca Batı’ya ait bir süreçtir” ezberini okuyucuya yedire yedire yok ettirmektedir. Kaldı ki sırasıyla Orta Asya’da Araplar’ın,Cengiz Han’ın,Moğollar’ın yaptığı tahribatlar ve yıkımların yaşanmasına rağmen Avrupa, 13.asra kadar bu bölgedeki entellektüel birikimin kıyısından bile henüz geçmemişti. Yani Avrupa’nın Orta Asya’daki ortama erişmesi 13.asırdan sonra,Orta Asya’da yaşanan büyük yıkımlarla;kütüphanelerin,eserlerin,yapıların,ilme vakıf kişilerin ortadan kaldırılması ve bazılarının da farklı bölgelere göç etmesi, hatta yıkımı yapan hükümdarların çoğunun bu Hazerfen’leri küstürmesiyle tam bir gerileme ve yok oluş başlamıştı. Şöyle bir baktığımızda Orta Asya’da o dönemlerde siyasi çekişmeler,kültürel farklılıklar,dil,din çeşitliliği bu zengin eserlerin ortaya çıkışında hiçbir engel teşkil etmemişti,tersine bu durum bu bölgenin yenilikçi bir anlayışa sahip olduğunu gösteriyordu. Tabii ki bölgenin bir ticaret merkezi ve güzergahında olması da etkileşimi arttırmıştı ve farklı fikirlerin,çeşitli insan profillerinin harmanlanmasıyla bu gelişim kaçınılmaz olmuştu. Eser bizi dünyanın merkezine, kadim topraklara;meziyetlerin, inançların, fikirlerin kaynadığı bir
1000k
Kayıp AydınlanmaFrederick Starr · Kronik Kitap · 2019534 okunma
Üretim
7/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 11:05
“Bırakın burada kalayım. Düşüncelerimin özgürlüğü ve hemen kaybedeceğimden korktuğum, oysa şimdi kavuşmayı umduğum gelecekteki mutluluğum pahasına özgürleşmektense, bırakın bu kutsanmış hapis hayatımda, hayatın günahlarından sürgün edilmiş olarak kalayım. Zira etten kemikten yapılmış bir insan, sadece bir insanım ben; ve her insan gibi hırslarıma ve duygularıma kapılabilir, yenik düşebilirim. Lütfen benim hem dostum,hem baştan çıkaranım olmayın!“ Üzücü ve acılı bir kabulleniş. Yapabileceklerinin aksiyonunu alamamış ve kendisini ona sunulan şeye teslim etmiş,bağımlı kılmış. Geçen bir hayat, yaşanmış bir zaman dilimi. Peki gerçekten yaşanmış mı? Alıntı olarak belirttiğim yer Robinson Crusoe ile bir karakter arasında geçen konuşma. Bunun aksine Robinson Crusoe tam tersi bir hayat yaşadı kitap boyunca. Daha cesurca kararlar alarak, günümüzde pek çoğunun yaşamayı bırak 1-2 gün dayanamayacağı koşullarda 27 yıl yaşam sürdü. İmkânsızlığın vermiş olduğu mecburiyetle zor şartlar altında bir usta haline geldi. Buradan şu çıkıyor, insan her ortama uyum sağlayabilen bir mahlûk. En yabancı olduğu koşullara dahi çabucak adapte olabiliyor. İnsanın ne kadar yetenekli olduğu onun neye maruz kaldığıyla, neyle haşır neşir olduğuyla, zamanını neye harcadığıyla ortaya çıkıyor. Buradan baktığımızda günümüzde bizi meşgul eden sosyal medya, televizyon, oyunlar üretmemizi engelliyor. Kitap bu bakımdan kişiye kim olduğunu hatırlatma fırsatı verip neleri başarabileceğinin, aslında ne kadar donanımlı olduğunun farkına varmasını sağlıyor. Daniel Defoe Robinson Crusoe
Robinson CrusoeDaniel Defoe · Ötüken Neşriyat · 201826,7bin okunma
Yalnızlığın boşluğunda sallanıyoruz
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2025 15:52
Büyük hayal kırıklıklarıyla beslenen ve kitap bitince bu hayal kırıklıklarının, mideni karıştırarak, bütün kötü düşüncelerini kusarak dışarıya atması. Abartıldığı kadar iyi mi? Kesinlikle. Yüzyıllık Yalnızlık isminin hakkını veriyor. Sırtlarında yılların yüklemiş olduğu, büyük ve acı bir yalnızlıkla örülmüş olan hayatlar…Ağırlığımızı hafifletecek çözümlerin;gözümüzün önünde, burnumuzun dibinde olması, ama bizim onu görebilecek donanımda ve farkındalıkta olmamamız.Yazgıyı değiştirebilir misin? Hikayenin sonunda uğrayacağın şey felaket mi yoksa büyük umutlar durağımı, bilemiyor insan. Her yaşantı kendi sonuna gebe. Bazı doğumların sonu sancılı ve ölümlü oluyor, bazı doğumlar hayatı yeşertebiliyor. Hangisinin olacağını kestirmekse elimizde olan bir şey değil. Romanın ne anlattığından, karakterlerden vesaire bahsetmeyeceğim. Çünkü bunları anlatmaya kelimeler çok fayda sağlamaz. Önemli olan sonunda ne alacağımız. Her kitap bizi başka yaşamlara konuk eder, onları dışardan izleyip kendimizi çoğu zaman kahramanların veya romandaki karakterlerin yerine koyarız. Ve bir mukayese yaparız. Öyle bir roman ki bu mukayeselere sık sık maruz kalacak, ve belki de kendi yalnızlığınızı sorgulayacaksınız. Başlangıçta kitabı bir bezginlikle okuduysam da,sonradan kitapla ilgili kötü düşüncelerimi bir mide bulantısı ve beyin kusmasıyla dışarıya attım. Kitabın sonunda Gabriel Garcia Marquez beni soğuk bir kurşunla beynimden vurdu. Yaşıyor muyum? Hayır.
Edebiyat & Roman
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma