(Bu kitapların yazılması "birilerinin işini mi kolaylaştırdı‽" diye düşünmeden edemiyor insan..)
"Kızın ne kadardır kendisine bakmakta olduğunu bilmiyordu; kim bilir belki beş dakikadır gözünü üstünden ayırmamıştı ve bu süre içinde Winston yüzündeki anlatımı tam olarak denetleyememiş olabilirdi.
Herkesin ortasında veya tele-ekranın görüş alanı içindeyken düşüncelerinizi başıboş bırakmak çok tehlikeliydi. En ufak bir şey sizi ele verebilirdi. Sürekli gözünüzün seğirmesi, farkında olmadan yüzünüzün kaygılı bir anlatıma bürünmesi, kendi kendinize söylenip durmanız, olağandışılık belirtisi gösteren ya da bir şeyler gizlediğiniz izlenimi uyandıran herhangi bir şey.
Kaldı ki, yüzünüzde belirecek uygunsuz bir anlatım bile (örneğin, bir zafer açıklanırken inanmamış görünmek) cezayı gerektiren bir suçtu.
Yenisöylem'de bu suç için bir sözcük bile vardı: ~Yüzsuçu~ diyorlardı."