"Bu da güzel, çok güzel," dedi. "Dinleyin şu cümleyi: 'Gerçekte çekilen acılardan gurur duymak gerekir, her acı bize yüksek bir aşamada bulunduğumuzu anımsatır' Ne ilginç, değil mi! Nietzsche'den seksen yıl önce söylenmiş! Ama benim size göstereceğim cümle bu değil, bekleyin bir dakika - işte buldum. Okuyorum: 'İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kimse özgürlüğüme köstek vurmadı benim. Onu benim kendi yaşamım içti, tüketti." Pencereyi kapadı ve odaya döndü.
İviç'in kokusu hâlâ oradaydı, havada dalgalanıyordu.
Mathieu kokuyu içine çekti ve bu karmakarışık günü yeniden yaşadı. "Bir hiç için bir sürü gürültü," diye düşündü. Hiç için: Bu yaşam ona hiç için bağışlanmıştı, kendisi hiçti ve buna karşın değişmeyecekti artık: O olmuştu, tamamlanmıştı. Ayakkabılarını çıkardı ve bir an, koltuğun kenarına oturmuş, elinde ayakkabısı, hareketsiz kal-dı: Boğazında hâlâ romun şekerli sıcağı duruyordu. Es-nedi; günü sona ermişti, gençliğiyle de işi bitmişti. Denenmiş, tartılmış ahlak kalıpları şimdiden, usul usul, gizlice ona yardım öneriyordu: Doğru yolu bulmuş bir Epikurosçuluk vardı, gülümseyen hoşgörü vardı, alınyazısı ve sorumluluk kavramları vardı, stoacılık vardı; kısa-sı, işini bilen bir keyif ehli ustalığıyla boşa harcanmış bir Yaşamın her an tadına bakmak için ne gerekiyorsa hepsi vardı. Ceketini çıkardı, kravatını çözmeye davrandı. Es-neyerek, kendi kendine tekrarladı: "Gerçek bu, her şeye karşın gerçek; akıl çağına gelmişim ben."
Dünyanın şefkatli kayıtsızlığına ilk kez kendimi açıyordum. Dünyanın bana bu kadar benzer, sonunda bu kadar kardeş olduğunu sezince, mutlu olduğumu, hâlâ da mutlu olduğumu hissettim.
Ama bu dünyada hiçbir şey sürekli değil; bu nedenle de neșe, ikinci dakikada, birincidekinden farklıdır; üçüncüde bir derece daha zayıflar, sonunda bütün bütün yok olur, eski durumumuza döneriz; suda genişleyen halkaların, sonunda suyun yüzeyiyle bir olup yitmesi gibi.