Osmanlı zamanında yaşayan Uzun İhsan ve oğlu Bünyamin'in etraflarında gelişen türlü macera dolu olayları içermektedir. Her şey Uzun İhsan'ın Bünyamin’e içinde yaşadığı durumlar karşısında ne yapması gerektiğine dair bilgiler yazdığı dünya atlasını vermesiyle başlayıp, türlü serüvenler ile devam eder.
Karakterlerin kendine has farklı hikâyeler içinde yer alarak anlatılması, bireysel hikâyelerin diğer kahramanların hikâyelerine dahil edildiği ortak bir hikayede buluşturulması , gerçek ve kurgunun girift bir hâl alarak anlatılan rüya bütününden oluşan kitap; rüya içinde rüya, hikâye içinde hikâye şekilde bir anlatıma sahiptir.
Rüya içinde farklı boyutlarda düşünmekten tutun da
rüyada bir dünya inşa edilip o dünya içinde yaşayan karakterin sıra dışı olaylara tanık olmasına kadar birçok ilgi çekici nokta mevcuttur.
Eserde feslsefe, fizik gibi konuları tarihi dokular ile buluşturan yazar, Ebrehe adındaki Büyük Efendi'nin kıyamet gününden kaçmak için zamanda geriye gitme çabası içine girmesini anlatmaktadır. Hareket etmenin karşıtının karşı hareket olduğunu iddia eden Ebrehe, sonsuz hızla çalışan bir saatin akrebi durdurdurarak akrebin hareket etmediğini böylece sonsuz hızda hareket olmadığını öne sürmüştür. Sonsuzdan daha hızlı çalışan bir saatin akrebi ise ters yönde hareket ederek zamanın geriye aktığını, sonsuz hızdan daha hızlı hareket edilirse zamanda geriye gidilebileceğini savunmuştur.
Bu kısım kütlenin ya da hızının arttırılması ile zamanın ve uzayın eğriliğini anlatan Einstein'ın rölativite teorisini hatırlatmaktadır. Demek istenen ise hız ne kadar fazla olursa zamanın da aynı ölçüde yavaşlamasıdır.
Descartes'ın düşünüyorum öyleyse varım cümlesine karşılık
İhsan Efendi "Düşünüyorum, ama sadece ben var değilim. Düşündüğüm için asıl sizler varsınız"