Büyükbabanın, “sen kandaşımsın, Bonnie Bee” dediği zaman, “seni seviyorum” dediğini biliyordum. Çünkü sevgi sözcüklere yansıyordu.
Konuşurlarken, Büyükanne, “ben kandaşın mıyım Wales?” diye sorar da, Büyükbaba, “sen kandaşımsın.” derse bunun anlamı “seni anlıyorum” du. Onlara göre sevgi ve anlayış aynı şeydi. Büyükanne anlamadığı şeyi sevemeyeceğini söyledi. İnsanları ve Tanrı’yı anlamazsan ne insanları ne Tanrı’yı sevebilirdin.
Büyükanne ve büyükbaba birbirlerini anlıyorlardı ve dolayısıyla seviyorlardı. Büyükanne, yıllar geçtikçe anlayışının derinleştiğini ve ölümlü insanların düşünebileceği Ya da açıklayabileceği şeylerin ötesine geçtiğini sandığını söyledi. Dolayısı ile buna “Kandaş Olmak” diyorlardı.
Sanırım bugün düşmana “düzen” deniliyor. Ama İster şerif, ister devlet Ya da federal gelir memuru, isterse politikacı olsun, Büyükbaba onların hepsine, insanların nasıl yaşayıp geçinebileceklerine aldırmayan güçlü canavarlar anlamında “yasa” diyordu.
Ya ya işte böyle efendim
Darwin bir şey demiş Ya hani
İnsanın ceddi maymundur diye
Palavra
İnsan kedi sulbündendir
insanın ceddi kedi
Neden mi dersiniz
Dört ayak üstü düştüğünden belli.