Önce anlamazsın. Her yerde koşuşturan insanlar vardır. Çalan telefonlar vardır. Yetişmen gerekiyorsa mutlaka trafik vardır. Daha uzaktaysan bilmem kaç sefer sayılı uçakta rötar vardır.Vapur çalışmaz çünkü hava muhalefeti vardır. Gidiş yolundan puan alamazsın. Sonuca zaten varamazsın.
Sonra anlamazsın.Hastaneler vardır.Doktorlar vardır. ‘Her şeye hazırlıklı olun’’lar vardır. Ameliyatlar ve yoğun bakımlar vardır.Odaları birbirine bağlayan koridorlar vardır.Koridorların kenarları hep duvardır. Duvar diplerinde yaralı parmağına sürecek sidik ararsın. Olasılık ilminden medet umarsın. Köprüyü geçene kadar Hipokrat’ı kral sayarsın.Doluya koysan aldıramazsın.Boşa koysan dolduramazsın.Hiçbir şey yapmasan dolduramazsın.
Üstelik anlamazsın. Mevzu sıcakken yanında olan insanlar vardır. Mevzu soğudukça uzaklaşan insanlar vardır. Mutlaka onların da kendilerine göre sorunları vardır. Sıcakla soğuğu ayırmazsın. Zaten ayırsan da işin içinden çıkamazsın.
Düpedüz anlamazsın.Mekanik sesler vardır.Ciddi yüzler vardır.Yapılan klinik çalışmalar vardır. Gerçekler vardır. 2 kere 2’ye farklı bir sonuç ararsın. Kendine yeni bir formül kurarsın. Pi’yi 3 alırsın. X’i yalnız bırakırsın. Limitin nereye gittiğine aldırmazsın. Ama hesabı bir türlü tutturamazsın. Hem zaten tuttursan da kimseyi inandıramazsın.
Neresinden bakarsan bak anlamazsın. Olanlar ve bitenler vardır. Elinden gelmeyen şeyler vardır. Tek çare zamandır. Kendini koltuğa bırakıp gözlerini kaparsın. Zamanı daha hızlı ilerletebilmek için tek tek saniyeleri sayarsın.
Sekizbinaltıyüzyetmişiki…
Sekizbinaltıyüzyetmişüç…
Sekizbinaltıyüzyetmişdört…
Son son sormam gereken şeyler vardı babama, son son nasihatlerini duymalıydım. Son son fotoğraf çektirmeliydik ayrıca, fazla fotoğrafımız yoktu. Son son bolca sarılmalı, sevdiği şeyleri son son yapmalıydık. Kafamda hep bu dönüyordu. Etrafımda babasını kaybeden pek kimse yoktu o dönem, baba ölümü için erken sayılabilecek bir yaştaydık…