Mert Kara

Mert Kara
@MertKK
Lisans
191 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
"Ölüm bizim için hiçbir şeydir, çünkü biz varken ölüm yoktur; ölüm gelince de biz yokuz." [Epikuros]
Sayfa 96·Kitabı okudu
Ölüm
Yazarın dediğine katılmıyorum ölüm denilen olay bir hiçlik olsaydı insanları her konuda etkileyen şey ölüm olmazdı. Şahsen ben ruhun sonsuz olduğunu düşünüyorum o da şöyleki bence insan dediğimiz varlığı örten bir kabuk vardır o kabuğa da beden deniliyor ölüm dediğimiz olayla insan kabuğu bir nevi yok oluyor geriye kalanın sadce ruhu olduğunu görebiliriz insan tekarar dirildiğinde insan kabuğu tekarar yenileniyor ve ahiret hayatı dediğimiz olayla insanların bir kısmı yıkıma uğruyor yıkıma uğrayan insanların bedenlerinin asla yok olamiycagini görüyoruz ama insan bedeni yok olmasına rağmen her zaman onunla beraber geriye kalan sadce ruhtu ve şu ölüm dediğimiiz olayın bu kadar basit bir şey olduğunu düşünmüyorum
Aslında Epikür ölümün bir hiçlik olduğunu söylemiyor. Öyle anlaman normal çünkü bu sözün devamını okumasam bende öyle anlardım. Ölüm hiçbir şeydir derken aslında ölümlü yaşamı keyifli kılmak için söylenmiş bir sözdür. Aslında tam mektubundaki genel mesaj, insanın, ölümden veya ölümün acısından korkup hayatına devam edememesinin saçmalığıdır. Ayrıca yazısında tanrıların varlığından da bahseder.
1 yanıtı göster
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
"Her şey kader tarafından belirlenmiş olsaydı, hiçbir şey elimizde olmazdı; birtakım şeyler elimizde olduğuna göre, her şey kader tarafından belirlenmiş değildir." [Karneades, M.Ö 200'ler]
Sayfa 102
Felsefe
Ama elimizde olan şeyler de kaderin bize sunduğu şeyler. Örneğin yaşadığın aile ve çevre. Senin karakterin oluşurken bunlardan etkilenerek oluşmaya başlıyor ve yine varacağımız her kapı kadere çıkıyor. Yani aslında ben ve seçimlerim hep kadere bağlı, ben gerçekten ben miyim?
Karneades muhtemelen sadece son cümlene katılırdı çünkü o akademia şüpheciliğinin kurucularından biri. Yukardaki sözüde Stoacılara karşı söylüyo. Yani ilk cümlene 'nerden biliyosun?' 'bırak şu saçma inancınıda akılla konuşalım' diyebilirdi.
Hinduizm’de bir hiyerarşi içinde düzenlenmiş dört kast sistemi bulunmaktadır. Kast için kullanılan dinî kavram Varna’dır. 1. En yüksek Varna Brahman’a atfedilmiştir. Bu sınıfın üyeleri rahipler ile toplumun eğitimli kişileridir. 2. hiyerarşinin ikinci sırasında Kşatriya yer almaktadır. Kşatriya sınıfının mensupları devlet idarecileri ile toplumun aristokrat ailelerinden oluşmaktadır. 3. Kast sisteminin üçüncü sırasında Vaisya yer almaktadır. Bu sınıfın mensupları toprak sahipleri ile toplumun varlıklı ve tüccar kimseleridir. 4. Hiyerarşinin son sınıfındakiler Sudra olarak isimlendirilir. Sudralar köylüler ile toplumun işçi sınıfını içermektedir. Kast dışı kalan ve “dokunulmazlar” olarak isimlendirilmektedir. Dokunulmazlar diğer kast mensuplarının kesinlikle ilgilenmediği ağır ve kirli işlerde çalışmaktadırlar. Bu ilk üç sınıfın mensupları kendilerini “iki kez doğmuş” olarak görürler. Bu doğumlardan birisi doğal doğum olurken diğeri bu sosyal statü içine törensel doğumlarını ifade etmektedir.
Bir de paryalar var, topluma dahi kabul edilmeyen ve kirli görünenler.
Zen ustası Lin Chi şöyle der:
"Gençken tekneler beni büyülerdi. Küçük bir kayığım vardı ve yalnız başıma göle açılırdım. Saatlerce orada kalırdım. Bir seferinde, güzel bir gecede, gözlerimi kapamış kayığımda meditasyon yapıyordum. Akıntı aşağı boş bir kayık geldi ve benimkine çarptı. Gözlerim kapalıydı, bu yüzden şöyle düşündüm: 'Biri kayığıyla geldi ve kayığıma çarptı.' İçimde öfke yükseldi. Gözlerimi açtım ve öfke içinde adama bir şey söyleyecekken kayığın boş olduğunu fark ettim. O zaman hareket edecek yön kalmadı. Öfkemi kime ifade edecektim? Kayık boştu. Yalnızca akıntı aşağı yüzüyordu ve gelip benim kayığıma çarpmıştı. Bu yüzden yapacak hiçbir şey yoktu. Öfkemi boş bir kayığa yansıtamazdım." Ve Lin Chi devam eder:
Sayfa 47·Kitabı okudu
İnsan
"Gözlerimi kapattım. Öfke oradaydı, ama çıkış yolu bulamadığımdan gözlerimi kapattım ve öfkeye doğru geri geri yüzdüm ve o boş kayık benim fark edişim oldu. O sessiz gece, içimde bir noktaya geldim. O boş kayık benim ustamdı. Artık biri gelip bana hakaret ettiğinde gülüyorum ve diyorum ki: 'Bu kayık da boş.' Gözlerimi kapatıyorum ve içeriye gidiyorum."
Son okuduğun kitap? Hadi cevapları alalım🤗
Incognito-David Eagleman