O niye öldü. bilmiyorum. Ölmesi gereken o kadar çok insan
varken, Soner niye öldü hiç anlamayacağım. Zaten hep böyle olmuyor mu? O insanın ölebileceğini hiç aklımıza getirmemişizdir, öyle afallarız, öyle ihtiyaç duyarız, öyle özleriz ki niye diye
bas bas bağırırız, sanki her şeyin bir niyesi varmış gibi ! Bu tür
abukluklarımıza şartlanılmış melankoli diyebiliriz. Ama adını ne
koyarsak koyalım, bir yerlerimizi acıtmasına da engel olamayız.
·Bu arada Gitarcı epeyce kalabalıklaşmış, rockerların yeri haline gelmişti. Yani alkoilklerin, yani uyuşturucu bağımlılarının,
hapçıların; yani toplumla barışık olmamayı tercih eden, sert görünerek hassaslıklarını gizlemeye çalışan, biçimciliği yırtık kotlarla yıkmaya uğraşan, çoğunluğun kaka serseri deyip görmezden geldiği veya peşine takılıp dalga geçtiği bitli· serserileriz ve
hepimiz Gitarcı 'dayız.
Evlilik benim için çok anlamsızdı, komikti. Hiç mutlu ve evli iki kişi görmemiştim. İnsanların kendi sorumluluklarını başkasının sırtına yükleme merakı, sahiplenme gibi büyük bir hata,
hala çocukluğumuzdaki masal sonlarını arıyor olmamız, yanılsamadan ibaret aşklar ve en önemlisi yalnızlıktan duyulan korku sonucu bu ikili kombinasyonu deniyoruz. Bunları biliyordum
ama ya bu sefer farklı olursa, ya sonsuza kadar mutlu ... falan filan diyordum işte
Bazen düşünüyorum da, ben annemle babamdan nefret ediyorum galiba. Onları en fazla üzen şeyin benim başıma gelen
kötü şeyler olduğunu farkettiğimden beri, kendime zarar vererek
onlardan intikam alıyorum. Evet, öylesine nefret ediyorum o gereksiz ikiliden. Kendime baktıkça o ikisinin biraraya gelmiş olmasına daha fazla sinirleniyorum. Onları düşündüğüm zaman,
çıkarmakta usta oldukları birtakım sesler de kulağıma misafir
oluyor sanki. Mesela annemin nasıl geğirdiğini, babamın yemek
yerken çıkardığı abartılı efektleri duyar gibi oluyorum. Zaten
öksürürken yellenme sesi dedemi hatırlatmıyor mu bana? Demek ki hepsinden nefret ediyorum.