Ona saygı duyuyordum. Aynı cesareti ben de göstermeliyim diye düşünerek ondan aldığım parayla gidip köpekler gibi içtim. Ağlamak bile çok zor. geliyordu, adeta onu kıskanıyordum. Ama ne demiş adamın biri: İntihar, umutsuzluk ile cesaretin kesiştiği
yerde gerçekleşir!
Onu vazgeçirmeye hiç çalışmıyorum, aksine teşvik ediyorum.
Çünkü tanıştığımızdan beri ilk kez onu böyle çıplak ve gerçekçi görüyorum. Emekli olmuş bir palyaço gibiydi, ailesinden hiçkimse yaşamıyordu. Cenazeyi nasıl olsa belediye halleder, senin
yapman gereken iğneyi hazırlamak ve damarımı bulmak ...
Kilitlenip kalma sırası bendeydi.Rakıyı bitirdiğimizde artık ikna olmuştum. Bu onun en doğat hakkıydı ve ben de ona yardım edebilecek tek insandım. O ÖLMEK
İSTİYORDU!
Gözyaşlarına o kadar çok alışmıştım ki,
artık vicdan azabı bile duyamıyordum.
Kısacası evlilik, çoluk çocuk, meslek, yuva, aşk cinsinden kelimeler artık bana hiç ama
hiçbir şey ifade etmiyordu. Had saflıada yabancılaşmıştım.