Kırgız köyünde askere giden fakat sonra cesaret kırıntısından yoksun olduğu için askerden kaçan İsmail ve aklın almayacağı derecede fedakar ve cesur Seyde’nin hikayesi.
Erkeği saklandığı mağarada aç kalmasın diye canını dişine takıp yemek yapan, herkesi karşısına alıp son ana kadar kocasını kollayan Seyde, bir yerde tükeniyor. Kocasının davranışları (ki ben bunu kibarca karaktersizlik diye nitelendiriyorum) karşısında yıkılıyor, yaşlanıyor. Çocuğu ve ihtiyar kaynanası için dayandığı zor günler; biriken olaylar neticesinde Seyde’nin dizlerini büküyor. Sonunda fedakarlığının karşılıksız olduğunu ve değer bilmediğini anlıyor.
Zamanımızda nice Seydeler, İsmailler tarafından hor görülüyor; kendi ezikliğinin, korkaklığının ya da eksikliğinin acısını kadınlardan çıkarıyor.
Yazar kitabının konusunun, devlet otoritesi ve bireylerin karşı karşıya gelmesi yani devlet-birey çatışması olduğunu söylüyor. Bana kalırsa iyi çizilmiş bir kadın karakteri okuyoruz.