Feminist bir ütopya. Üç -kendini üstün ırk gören- Amerikalı erkek; 'Kadınlar Ülkesi'ne gider. Burun kıvıra kıvıra gittikleri ülkede acaba ne bulurlar?
-Spoiler-
Kitabı çok büyük beklenti ile okudum. Beklediğim yeni bir bakış açısıyla karşılaşmaktı. Ama sanırım okuduğum türleri (felsefe, sosyoloji, psikoloji, feminizm) epeyce içine alan bir kitap olduğundan bana yeni bir şey vermedi. Teknik açıdan bana yavan gelen ve 'Derdimi anlatayım' türünden düz anlatımı ve kurgudaki bazı boşlukları dışında okunası bir kitap. Elbette, ağır kitapları da okumak zorlayıcı oluyor. Uykunuz gelmeden, bir cümleye on kez dönmeden, meselenin özünü alabileceğiniz bir kitap. Ancak yazıldığı dönemi düşünürsek yani bir asıe öncesi bunları düşünüp yazmak çok iyi iş. Öyleyse tüm eleştrilerimi çöpe atabiliriz :) Biraz @niltakipte_ atmosferi burnunuza geliyor. Kitabın mesajı "Kadın, üzerine boca edilen etiketlerden azade bir yaşam sürerse, işte böyle bir dünya kurar". Kadınlar Ülkesi
İki insan arasındaki kıymetli yakınlıklar bir seferde, aniden bitse, bıçak gibi kesilse yine acı olur ama bitişi seyretmek, sahip olduğun şeyin elinden kayıp gidişini anbean hissetmek en fenası.