Spoiler içerir !
Geçmişte, çocukluğumda okuduğum güzel kitaplardan biri olarak hatırladığım ve tekrar okumak istediğim bir kitaptı. Küçük yaşlarda okuyup güzel olarak anımsadığım kitapları acaba neden böyle anımsıyorum, gerçekten bu kadar akılda kalıcı olacak şekilde etkileyici mi diye tekrar okuma isteği beliriyor bende. Bu yüzden de bir kitabın birden çok kez okunabileceğini destekleyenlerdenim :)
Sanırım bu ikinci okumam, çocukluğumda üzerimde yarattığı o etkiyi yaratmadı. O zamanlar bir kadın ve bir adamın romantik mektuplaşmaları olarak düşündüğüm kitabın şimdiki değerlendirmemle hiç de bu kadarla kalmamış olduğunu anlamış olmamdır belki de sebep.
Roman, genç bir kadın Varvara Alekseyevna ve yaşlı bir adam olan (en azından kendisi yaşlı bir adam olduğunu ifade ediyor) Makar Alekseyeviç'in mektuplaşmalarından oluşuyor. Bu iki kahramanımızın evleri çok yakın hatta karşılıklı olduğu için birbirlerine çok sık mektup gönderebilmekteler. Öyle ki her ikisi de her gün başlarından geçen olayları birbirlerine anlatmaktalar. Ancak bazı mektuplarda önceki mektuplarda yer almayan, alakasız olaylardan bahsettiklerinde okur haklı olarak, bu olay önceki mektuplarda geçiyor muydu geçmiyor muydu ikilemine düşmekte. Muhtemelen bu bahsi geçen olaylar kahramanlarımızın birbirlerinin evine gidip geldikleri zamanlarda yaşanmış olaylar ya da konuşulmuş konulardır. Bu olay ve konular ise daha sonra mektuplara yansımıştır.
Kafka'nın Milena'ya Mektuplar'ından beklediğim bir tat var İnsancıklar'da. Milena'ya Mektuplar'da bir önceki paragrafta bahsettiğim kopukluk çok fazla olduğu için kitabı anlayabilmek çok zor olmuştu benim için. Ancak o kitapta da bu durum Kafka'nın bilinçli bir tercihi değildi tabi ki. Zira Kafka'nın vefatından sonra bu mektupları yakın arkadaşı kitap haline