Elem ve kederin insanı bitirdiğini söylerler, doğrudur. Çünkü elem iştihayı kesiyor ve yiyip içmekten alıkoyuyor. Sevinç vücudun bütün uzuvlarına yayılıyor, onlarla lüzumsuz ve düzensiz hareketler yaratıyor. Çocuk, neşeli olduğu zaman bacakları ile de gülmek istiyor.
Elbette ki Nietzsche, nefs-i kamileye ulaşmak için aşılması gereken daha birçok basamak olduğundan habersizdir. Belki her şeyden önemlisi, insanın bu latif yolculuğunun sistematik bir ilahi eğitim gerektirmesidir. Bu kitapsız, Kur'ansız, rehbersiz arayış, ne yazık ki Nietzsche gibi bir dehayı, 45 yaşında ölünceye kadar hiç çıkamayacağı bir psikoza kadar sürüklemiştir.
Ölünüz, ölünüz; bu ölümden korkmayınız! Çünkü, ölümle şu kirli topraktan kurtulur, göklere, ötelere yükselirsiniz! Ölünüz, ölünüz; bu nefs-i emmâreden yakınızı sıyırınız! Çünkü bu nefis bağ gibidir, zincir gibidir; siz de, o zincir ile bağlanmış birer esir gibisiniz! Zindanı delmek için elinize bir kazma alınız! Zindanı delebilirsiniz, pâdişah da siz olursunuz, emir de siz olursunuz(...) Buluttan dışarı çıkınca, ayın ondördü gibi bir parlak bir mânâ "ay"ı olursunuz! Susunuz, susunuz; susmak, ölümün nefesidir! Aslında bu susuşunuzda, yani ölüşünüzde bir dirilik vardır.
Mevlana Celaleddin-i Rumi