Allah'ım ne kadar mutluyduk! Birbirimizden öyle gördüğümüz için sanırım, pisboğaz olmayan insanlara ikimiz de ısınamıyorduk, pisboğazlık bizce önemli bir meziyetti.
Sonra sustum. Çok konuşunca olan şey: Konuşmak, anlatmak, anlamsız gelmişti birdenbire. Belki de, katlanıp kaldırılması gereken şeyleri buruşturmuştum.
Gün olur asra bedel'i yıllar önce okumama rağmen her hatırladığımda ruh halim değişir, Cemile'de de yine benzer iklimlere, benzer derinlikte bam tellerine dokunuyor yazar. Bir türkünün hikayesi ancak bu kadar güzel yazılabilir. Cemile'nin, Daniyar'ın, Duyşen öğretmenin, Altınay'ın yaşadığı hayatlar insanı bambaşka bir imkanlar ve imtihanlar evrenine götürüyor ve okurken çiviliyor.
Nermi Uygur'un sözleri Cengiz Aytmatov'a çok uyuyor; "Söylediğinin kendisiyle bitmediğine gerçekten inanan açık kitaplar en az eskiyen kitaplardır. Bu kitapların yazarlarıysa gençliği en uzun süren yazarlardır. "
İlk defa bitirdiğim bir kitaba sarılmak istedim. Nermi Uygur'un okuduğum ilk kitabı. Bir kitap incelemesinde alıntılarını dinlemiş ve daha o zaman aradığım bir kitap olduğunu anlamıştım Yaşama Felsefesi'nin. Felsefenin, edebiyatın, düşünmenin en sevdiğim halini buldum. Yazarın incelikli, oyunlu ve tüy gibi hafif Türkçesini kitap boyu gülümseyerek, ferahlayarak okudum. Özdeyiş üzerine olan pasajda geçtiği gibi (bir yerinde denemeyle özdeyişi eşitliyor da zaten) bu kitap için yıllar boyu düşünüp yaşananı, onarılıp denetleneni tek soluğa sıkıştırmış, ilk akla geleni susmuş ve şaşırtmadan şaşırtmış diyebiliriz.
Yaşama FelsefesiNermi Uygur · Kabalcı Yayınları · 1994154 okunma
İlk izlenimlere kanma alışkanlığı; geleneklere körükörüne bağlanma tembelliği; amaca tez varma tutkusu; eleştiri eksikliğine boş verme rahatlığı-daha da sayabiliriz ama bu birkaç çentik, yanlışa yol açan başlıca kökenleri açığa koymuş görünüyor.