****Roman hakkında önceden bilgi sahibi olmayı istemeyebileceğiniz bilgiler içerir.****
Teknik bir inceleme yapmayacağım. Bu inceleme belki kısa bir süre sonra kendisini imha da edebilir. Bilemiyorum.
Bir inceleme yazmak niyetinde değildim romana başlarken. Peyami SAFA'nın son romanı olan kitap çok yönlü, epey yönlü, kafa karıştıracak derecede fazla katmanlı, çok fazla katmanlı, ağır katmanlı!
Tüm bunlara girmeyeceğim.
Sadece buradan Samim'e seslenmek istiyorum;
Yargıları uzun boyundan büyük Samim!
Kendisini yüksek, en yüksek, çok yüksek gören Samim!
O sırada evli bir kadın olan annesiyle her türlü naneyi yiyip, yıllar sonra o kadının kızına musallat olan Samim!
Musallat olmakla da kalmayıp, kızı intihara sürükleyecek düşüncelere atan, psikojik harplerin sebebi Samim!
Usta manipülatör!
Sen ahlaksız bir ahlak bekçisinden başka bir şey değilsin!
Evet söyleyeceklerim bu kadar!
Yazmak istediklerim bu kadar sığ, bu kadar basit!
Samim gibiler yüzünden o suçluluk harbiyle mücadele edemeyerek intihar eden onlarca insan geliyor gözümün önüne. Onlar gözümün önündeyken bu geçkin erkek müsveddesinin genç kızın bütün bir cemiyet ve kendisinin neden olduğu ölümünün haberini aldıktan sonra bile devam ettiği karakter tahlilleri, çözümlemeleri, felsefi yaklaşımları, romanın çok katmanlı yapısı üzerine tek bir şey yazamayacağım!
Şimdi de gerçeği hiç zorluk çekmeden anlatıyorum. Çünkü gerçek kolay ve yalındır.
Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için, ölüm gibidir. Ben bir insanı öldürdüğüm zaman, onu bıçakla değil, gerçekle öldürdüm. Bu yüzden korkuyorlar; beni yok etmek için bu yüzden acele ediyorlar. Bıçaktan korkmazlar. Onları korkutan gerçeğimdir.