“Hiçbir şey geçmeyecek baba. Kimse
kurtulmayacak. Çünkü Tanrı’nın Tanrısı yok. Biz ona
inanıyoruz, ama o hiçbir şeye inanmıyor. Belki de tek
gerçek tanrısız, Tanrı’nın kendisi, tanrısızlık Tanrı’ya
mahsus! Bu yüzden, kurallarda asalet ve adalet
arama! Çünkü Tanrı, ne asil ne de adil olmak
zorunda! Benim gibi!”
Soyut aklın verdiği bir yorgunluk vardır ve bu,
yorgunlukların en beteridir. Vücut yorgunluğu gibi
sana ağırlık vermez ya da bilgi ve duygunun verdiği
yorgunluk gibi seni endişelendirmez. Dünyadaki
bilincin verdiği bir ağırlık, ruhun nefes almaktaki bir
acizliğidir bu.
“Kalbimi her dakika sıkan o yumrudan kurtulmak, yok olmak istiyorum. Dünyaya faydalı olmak,
evrenin içinde insanın rolü zırvalıklarından sıkıldım.
Hayatı ıskalamak istiyorum, herhangi bir ucundan tutmak değil. İnsanın kendine yararı yokken başkalarına nasıl olsun? Kariyermiş, muhteşem bir gelecekmiş, saygı, makam, mevkiymiş. Hepsi, hem de hepsi tüm insanların yarattığı, zeka ve estetik
yoksunu oyuncaklar. Her gününü kaygıyla geçiren insan, gerçekten huzura erişeceği günlerin hayaliyle
yaşayıp, bunun için planlar mı yapıyor? Ahmakça! Gürültülü, anlamsız bir canlılık içinde, egzoz gazı kokan bir yaşam bu.”