Devrimci, ülküsünün gerçekleştiği
gün gözlerini yummuş olacaktır belki, neler yapıldığını göremeyecektir. Ama bunu düşünerek tasalanmaz o, kavgasını yanm bırakmaz. Bilir ki girişiminin sınırı dışarda değildir, benliğinde, kendi içindedir.
Gördük ki iki biçimde var-oluyor kişioğlu dünyada: Birincisi, yabancı aşkınlıkların geride bıraktığı bir veri, bir nesne olarak; İkincisi geleceğe doğru atılan bir aşkınlık
olarak.
Bir noktacık bir çizginin uzunluğunu ne denli artırırsa, delikanlı da insanlığı o denli artırır. Bu yüzden belli bir mekanizma içindeki bir çark gibi duymaz kendini. Sanki dünyanın hiçbir köşesi özellikle ona ayrılmamıştır: Her yer onundur sanki. Doğrusu ya, onun yeri bir çukur gibi, bir yokluk gibi belirtilmemiştir önceden.- İlkin genç adam gelir, ondan sonra boşluklar kendini gösterir. Yokluk varlıktan önce gelmez çünkü, tersine, varlık hiçlikten önce gelir. Ve ancak insanın özgürlüğü dolayısıyla varlığın bağrında boşluklar açılır, eksikler belirir.
İnsanın ana özelliği verilmiş
her şeyi aşmak, geride bırakmaktır. Nitekim, amacına varır varmaz sevinci uçar insanın, doymuşluğu azalır gitgide, geçmişe karışır.