Mevhibe Özocak

Kapitalizm, her şeyi tüketime tabi kılabilmek için her yerde Başkalığı bertaraf etmektedir. Eros bunun dışında, Başka'yla kurulan asimetrik ilişkidir. Böylece mübadele ilişkisini kesintiye uğratır. Başkalığın muhasebesi tutulamaz. Başkalık, borç-alacak bilançolarında görünmez.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Müşterek duyumun orta yerinde Başka'nın yokluğu şehvetin keskinliğini ve yoğunluğunu oluşturur. Bugün gereksinim, tatmin ve hazdan başka bir şey ifade etmeyen aşk Başka'nın geri çekilmesi ve gecikmesine tahammül edemez. Arama ve tüketme makinesi olarak toplum, bulunamayan, ele geçirilemeyen ve tüketilemeyen na-mevcuta yönelik arzuyu lağveder. Ama Eros, Başka'yı "hem veren hem de gizleyen" "çehre" karşısında uyanır. "Çehre", hiçbir gizemi olmayan ve pornografik bir çıplaklıkla kendini bir meta olarak sergileyen ve tam bir görünürlük ve tüketime teslim eden face'in, yüz'ün tam karşıtıdır.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Oysa bugün gelecek Başkanın negatifliğinden kopuyor ve her tür felaketi dışarıda bırakan en iyi şeklini almış bir şimdiki zamana dönüşerek pozitifleşiyor. Geçmişte olmuş olanın müzeleştirilmesi ise geçmişi tahrip ediyor. Geçmiş, tekrar edilebilen şimdiki zaman olarak bir daha geri getirilemeyecek olanın negatifliğinin bütün yükünden kurtuluyor. Bellek, geçmişte olmuş olanı hatırlamaya yarayan, bir "eski haline getirme" organı değildir. Eskiden olmuş olanlar, bellekte sürekli değişime uğrar. İlerleyen, canlı, anlatımlı bir süreçtir.11 Bu haliyle bir veri deposundan farklıdır. Söz konusu teknik ortamda, geçmişte olmuş olan şey her tür canlılığından sıyrılır. Zamansız hale gelir. İşte bugün de böyle bütüncül bir şimdiki zaman egemendir. Tam da anı bertaraf etmektedir. Anı olmayan zaman, toplamacı /eklemeci zamandır, artık durumsal değildir. Tıklamanın zamansallığı olarak, karar verme ve kararlılıktan yoksundur. An, tıklamaya boyun eğer.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Günümüzde aşk bir haz formülüne dönüştürülerek pozitifleştiriliyor. Her şeyden önce hoş duygular uyandırması bekleniyor. O artık bir olay örgüsü, bir anlatı, bir drama değil, herhangi bir sonuca yol açmayan bir coşku ve uyarım sadece. Yaralanmanın, aniden gelişin veya düşüşü negatifliğinden bağımsız. Aşka düşmek fazlasıyla negatif sayılıyor. Oysa aşk tam da bu negatiflikten oluşur: "Aşk bir imkan değildir, bizim inisiyatifimize bağlı değildir, bir temeli yoktur, bize aniden gelir ve bizi incitir." Herşeyin mümkün olduğu, her şeyi inisiyatif ve projeden ibaret olduğu, Becerebilme'nin egemenliğindeki başarı toplumunda ise incinme ve tutku olarak aşka geçit yoktur. Bugün yaşamın bütün alanlarına egemen olan
Sayfa 21·Kitabı okudu

Mevhibe Özocak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
13 saatte okudu
·
2024 4. kitabı
Soren Kierkegaard
7.7/10 · 2.384 okunma