Birine ufacık kendimden söz etsem, hemen sohbetin onun dünyasına dönmesine o kadar alışkındım ki. Kimse gerçekten dinlememişti beni; herkes konuşmak için kendi sırasının gelmesini bekliyordu.
Mutfakta boş boş dolaşırken baharatlığı açtım. Annem baharatları kaşıkla değil, eliyle koyardı. Kırmızı biberin içinde parmak izini gördüm. Bir tutam almış kapağını kapatmış... O an bir daha hiçbir yerde iz bırakmayacağının farkına vardım.
Sonra başka izler aradım mutfakta, onun eline rastlayabileceğim bir şeyler. İşte o zaman defteri gördüm. Kapağının ucu yağlı ellerinin iziyle parlamıştı.
...
Hiç görmemiştim onu yazı yazarken. Annemin el yazısını bilmiyormuşum.