İsmi ve konusu ilginç geldiği için almıştım,bu kadar çok seveceğimi asla bilmiyordum.Şimdiye kadar okuduğum en eğlenceli ama bir yandan da duygusal kitaplardan birisi oldu.Kurumsal hayatın güzel eleştirisi mi desem,insanoğlunun kendi kendine koyup da hayatını zorlaştıran duvarlar mı desem..o kadar güzel noktalara temas ediyor ki.Hele de kitaptaki karakterler..hepsi efsane,özellikle zebaniler,saf zebani Barat,kola hastası Zanth ve diğerleri.Plaza hayatını ilahi dünyaya öyle güzel adapte etmişler ki gülümsemeden edemiyorsunuz.Okurken bir yandan da dizisini çekmeden edemedim,tam dijital platform kanallarıda oynayacak bir senaryo..ama bizde böyle konularda bir şey yapılabilir mi meçhul tabii.Serinin devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
Belki tam aynı tarz olmayabilir ama: “Son Hikaye Anlatıcısı” insan olmak nedir?İnsanı neler insan yapar?” gibi sorular sorduran duygusal bir fantastikbilimkurgu,bir de R.FKuang’ın üç kitaptan oluşan Haşhaş Savaşı serisi.İyi okunalar dilerim:)
Belki çok çok alıp veremedik ama olanı verdik. Bildiğimiz kadarını yaptık. O kadar biliyordum, o kadar yaptım. Bir günden bir güne diyemezler ki annemiz bize bakmadı. Baktım ben. Baktım. Baktığımdan ötürü belki de bakılmak istedim. Sevdiğimden ötürü sevilmek istedim. O olmayınca gücendim de geldim ben. Çok gücendim.
Birine ufacık kendimden söz etsem, hemen sohbetin onun dünyasına dönmesine o kadar alışkındım ki. Kimse gerçekten dinlememişti beni; herkes konuşmak için kendi sırasının gelmesini bekliyordu.
Kitapta bence acı olan noktalardan biri şu: İnsanlar konuşsalar bile bazı şeylerin artık yerine oturmayacağını hissediyorlar. Çünkü mesele yalnızca bilginin eksik olması değil; zamanında kurulamamış güven, ertelenmiş yüzleşmeler. Bu yüzden karakterler birbirine yaklaşmak istese bile hep bir mesafe kalıyor.
Kuşkusuz, bazen yaşadığımız bazı olaylardan çıkardığımız sonuçlar bilgiye dönüşür, bazen ise edindiğimiz bazı bilgileri sonradan yaşantıya dönüştürürüz.