Düzensiz ve ölçüsüz bir harcama ailenin gelirlerini sağlayan kişilere saygıyı zedeler. Farkında olunmasa da onların alın teri ve fedakârlıklarını hafife alma sonucunu doğurur. Bu da zamanla aile bireyleri arasında huzursuzluklara yol açar.
Allâh Resulu sallallahu aleyhi vessellem hadis-i şerifte : "Gençliğini Allâh Teâlâ'ya ibadetle geçiren kişinin, yaşlandıktan sonra ibadet etmeye başlayan kimseye üstünlüğü, peygamberlerin diğer insanlara olan üstünlüğü gibidir" buyurmustur.
İnsanoğlu gaflettedir. Bu sebeple gençlik nimetinin değerini bilememektedir. Yaş kemale erdiği vakit pek çok kimse, "Ah şimdi genç olsaydım, gücüm yetseydi de daha iyi, ibadetimi daha şuurlu yapsaydım" diye hayıflanır durur.
Allah Teâlâ bir hadis-i kudside. "Kazâ ve hükmüme inanan, kitabın (Kur'ân-ı Kerim) hüküm ve tavsivelerine boyun eğen, verdiğim rızıkla kanaat eden, şehevi arzularını benim rızam için terk eden genç bir mümin, katımda bir kısım meleklerimin derecesindedir" buyurarak gençlikte yapılan kullugun ehemmiyetini bildirmiştir.