meyhur 62

meyhur 62
@Meyhur
değerlerinizi samancılara, tenekecilere satmayın; sarraflara satın.. Firik Dede
Mali Hizmetler
Üniversit
İzmir
5 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
ben az konuşan çok yorulan biriyim şarabı helvayla içmeyi severim hiç namaz kılmadım şimdiye kadar annemi ve Allah'ı da çok severim annem de Allah' ı çok sever biz bütün aile zaten biraz Allah' ı da kedileri de çok severiz hayat, trajik bir homoseksüeldir bence bütün homoseksüeller adonistir biraz çünki bütün sarhoşluklar biraz freudun alkolsüz sayıklamalarıdır siz inanmayın bir gün değişir elbet güneşe ve penise tapan rüzgârın yönü çünki ben okumuştum muydu neydi bir yerlerde tanrılara kadın satıldığını ah canım aristophones barışı ve eşek arılarını hiç unutmuyorum ölümü de bir giz gibi tutuyorum içimde ölümü tanrıya saklıyorum ve bir gün hiç anlamayacaksınız güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum düşüvericek ellerinizden ellerinizden ve bir gün elbette zeki müreni seviceksiniz. Arkadaş Zekai Özger // Merhaba Canım
Reklam
Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak onların yardımıyla dünyamıza acıdım. Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran. Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya Benimse dar çünkü dargın havsalamın gücü yok bazı şeyleri taşımaya. Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu sakın Styks sularının heyulası sanmayın er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu, biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak ne ellerin hırsla yaban tutuşu ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır dev iştihasıyla bende kabaran aşkı yetmez karşılamaya. İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır o ferah ve delişmen birçok alınlarda betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim şakaklarıma dayanınca güneş can çekişen bir sansar edasıyla uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
....siz geniş zamanlar umuyordunuz çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi. gizli bahçenizde açan çiçekler vardı, gecelerde ve yalnız. vermeye az buldunuz yahut vaktiniz olmadı. behçet necatigil // sevgilerde
Külden bir ağzım vardı mermilerden önce çanların saçlarıma değdiği yerde ulurdu Mori, bakırcı çarşısı, incitepe ağzımın üniformasına sokulurdu. Bir çocuğun ağrıyan gülüşü vardı mermilerden önce. Onu gizlice öperdim. Onu sürüngen yumurtaları ve mezarlarla birbirine açılan karanlık mağaralarla öperdim. Öyle sessiz, öyle gelişmeyen bir yangına bir insan kıvranışını bırakırmış gibi bir acı saplanırmış gibi sol böğrüme ellerime Mori’yi eklerdim. Ağzım ağızla doluydu mermilerden önce. Mori vardı usunu bir seccade gibi kullanan yaşamakta Mori’nin köpekleri vardı her şeyden önce her akşam adını yıkardı mahalle çeşmesinde ayaklarını yıkardı, tertemiz tanrılar çıkarırdı ortaya. Nasıl ki doğuran ve öldüren köpekler gezinir herkesin şapkasında ki herkesin şapkası mermilerden öncedir, — Elma dersem çıkma. İsmet Özel - Geceleyin Bir Koşu
Şiir
benim gittiğim uzaklar değil, içimdeki sözlerdir. buğday tarlalarının uykusunu, yüksek seslerin kışını, kırlangıçların akşamını geçti çocuk. gaz lâmbasından güneşler yapıyor düşen gövdesine. benim gittiğim o çocuğun kalbindeki gecedir. bir kadın yemenisini tutuyor inen tokada, bir kendinden daracık odalarda. gün iki kez bitmiş, gece bir daha siyah. çocuk üç büyük korkuyla büyük. kadın değil de tokat parçalanıyor. benim gittiğim kadının yemenisindeki hayat bilgisidir. tebeşir tozları içinde bir belikli su, boğuk taşlarına yürüyor kasabanın. ağaçlar kirpiklerinde yapraklanıyor. gökyüzü bastığı yer. ölüler bir daha bakıyor ardından hayatlarına. benim gittiğim, o suyun annesinde kuruyan göldür. trenler, gemiler, yıldızların aktığı yerler… değil hiçbiri. kim alır da canına mühür yapar yenilginizi, ey briyantinli saçların sinema koltukları… sizden uzun yaşayacak ne kadar çırpınsanız, çıkış kapılarında her zaman babalarınız. benim gittiğim bütün şarkıların ıslıkla söylendiği yaşlardır. yeşil seccadelerde tükenmiş tanrılar; bir camiden çıkıyorlar, kalabalıktan öte… bu kaçıncı duadır ey yalnızlık… sonra uzun geceler boyu şüphe. sabah, güneş kerim, otlar rahim. benim gittiğim, günahın insanı büyüten gizidir. bu ağır oyaları bu hayal zamanlara sizler işlediniz. ışık ipliğinizdi, iğne parmaklarnız. kalbiniz taşranızdan büyüktü, erkendi. sonra o annenizden geçen yenilgi. benim gittiğim, kızınızda sürecek hayıfdır. kasaba minibüslerinde uzun yollar gidilir. bahçıvan gelinir esnaf gidilir. herkes kapısına yeni boncuklar asar. cesaret de korku da bu ikircimdedir. benim gittiğim, çamaşır iplerine serilen gölgelerdir. benim gittiğim, yalnız yokluktan değil, varlıktan da devrim yapan inceliklerdir. ara sokaklardan geçerken suçlu; bir kadının ağzında açarken mahcup, yeni şarkılar
Reklam