Kalabalık toplanıyor büyük meydanlara
-Aşka veda
İnsanlar geçiyorlar yollardan
-İnanca veda
Şehir kapanıyor içine
-Toprağa veda
Dolaşıyor bir heykelin taştan eli üstlerinde insanların
Kuşlar göç ediyorlar bulutlar göç ediyorlar
"Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların"
-İnsana veda
Ey ölüm terzileri, ev yıkıcılar, sürgün ustaları..
Ey bir halkı dizlerinin üstünde görmekten gönenen sahte eşitlik!
Ey korkuyu sevgi sanan aşağılık duygusu.
Siyah ve beyaz dışında renk tanımayan alacakaranlık.
İki yanında iki süngüyle şımarık cesaret.
Konuşmak yerine bağıran özgürlük.
Ey gülerken Isıran iyilik, aşağılayan özveri,cezasız suç.
Ey dağları düzlükle ölçmeye kalkan sığlık.
Çokluğuna güvenen yanlışlık.
Bir suçu, daha büyük bir suçla hafifleten
tükeniş.
Kendinden korkan öfke.
Kan ter uykulara yastık olan taș.
Ey başkasının bahçesindeki gergedan. Bir halkın türküsünü odalarda boğacağını sanan sağırlık.
Ey dağları evlerin üstüne yıkan cinnet.
Ey narcissus. Kan ve gözyaşı.
Yalnız gövdesiyle var olan sevgisizlik. Kendi ışığıyla yanan pervane.
En yüce değeri zulüm olan ahlak!
Ordularıyla soluk alan haksızlık.
Bir halkın onuruna yağan kar.
Size, BARIŞ deniliyor.
Artık ölülerimizin Işıksız gözlerinden değil, güneşle yunmuş pencerelerden bakmak istiyoruz dünyaya.
Ciğerlerimiz soldu dağlardan kopalı. Evimiz gökyüzüydü sizden önce. Bahçelerimizi yeniden kurmak istiyoruz. Göçersek biz istediğimiz için göçelim. Öleceğimiz yeri biz seçelim.
Siz nasıl kendinizle göneniyorsanız,
deniliyor, biz de kendimizle gönenelim.
Bu rüzgar bizim türkülerimizi de taşısın.
Sokaklarımızdan çekin soğuk gölgelerinizi.
Avlularımızda asker görmekten bıktık artık.
Bulutların sesini unutturdu uçaklarınız.
Çocuklarımızın evlerdeki boşluğu mezar