Rıdvan Hatun’un son çıkan öykü kitabı Cehennemde İlahi; okurunu sağlam bir zemine çağırmadan, ayağının altındaki toprağı usulca çeken öykülerin yer aldığı bir derleme. Toplam yedi öyküden oluşan kitap, ayakları yere basan, başı sonu belli kurmacalar değil. Daha çok bir zihnin içinden geçen gölgeler, yarım kalmış cümleler, gece yarısı uyanınca hatırlanan ama sabah dağılan rüyalar gibi.
Metni okurken sık sık “Ben şimdi neyin içindeyim?” diye sordum. Çünkü burada anlatılmak istenen bir olaydan çok, açılmak istenen bir iç kapı var. Sanki yazarın derdi bize bir hikâye anlatmak değil de, kendi zihin odalarının kapılarını aralamak. Biz de o odalarda dolaşan sayıklamaları dinliyoruz; bazen yabancı, bazen tuhaf biçimde tanıdık.
Toplam yedi öyküden ikisi kalbime yerleşti. Diğerleriyle arama mesafe girdi; ama belki de zaten istenen buydu: Herkesin aynı yerden yakalanmaması.
Bu kitap herkese göre değil. Netlik, düzen, güçlü bir olay örgüsü arayanlar için zorlayıcı olabilir. Ama metinde “his” arayanlar, muğlaklığın içinde dolaşmaktan çekinmeyenler için kapısı aralık.