“Eğer bir acıyı dindiremiyorsan ondan kurtulmanın tek yolu, kendini daha büyük bir acıya maruz bırakmaktır.”
Herkese Merhabalar
Film gibi bir kitap okudum, her sayfasında merak heyecan ve aksiyon
Deniz gibi derin hem sessiz bir ruhtur o. Dalgaları duyulacak kadar güçlüdür.
Yıkıcı şiirleri yoktur. Ama onun başına yıkmışlardr sessiz bir ölümü.
Dünyayı incitmeden görebilenlerin şairdir bence. Her bir kelimesi hem bir nefes hem de bir yankıdır. Başına gelecekleride hissetmiş olsa gerek ki,
Ey otel; ülkemin ta kendisisin sen benim!
der bir dizesinde. Yanacak ateşi yıllar önce bir köz gibi taşımış satırlarında,
" Sımsıkı tutmak avucunda bir közü."
O acı günleri bırakırken ardında,
"Kül size kaldı, rüzgâr benimledir" der.
Şiirlerindeki sessizlik gibi sessizce olur gidişide. Vedası eksik bir şairdir.
Bir bad'ı sâbâ hayali kuran anadoluda rüzgarlar sert eser. Sivasın havasını bilen bilir ayazı ayazdır. Temmuzda ayaz vurur mu,vurur bu coğrafyada.
"Hangi suç taşır cezasını yanında?"
Sahi kim suçluydu, Hâbil mi, Kâbil mi?
İlk taşı kim atmıştı? Taşın bile ruhu vardır diyen Animistler bu taşları tanır mıydı?
Bir anadolu türküsünde der ki, çağrışır bülbüller gelmiyor bağban. Gülden anlamayanlara yolu düşmüşse payına harlı bir nâr düşer.
Bir şair ölünce ardından şiirleri okunurmuş, okuyun Kuşlu Gazeli. Kuşlar konsun mezarlardan yükselen baharlarımıza
Bu arada Mazlum Çimende güzel söyler ama İlkay Akkaya sesine konan kuşlar başkadıryoutu.be/lcaq5bB2Vdo?si=...
Şu an apaçık görebiliyorum ki bütün bu olanların bir tımarhanedekinden hiçbir farkı yokmuş, ama o zamanlar bunu ben sadece belli belirsiz sorguluyordum ve bütün deliler gibi ben de kendim dışındaki herkese deli diyordum.