Sloven yazar Vladimir bartolun yarı gerçek yarı kurgusal romanıdır.
Slovenyalı bir yazar nerden esmişte binlerce kilometre uzakta, kendinden yaklaşık bin yıl önce yaşamış Hasan Sabbah hakkında roman yazmış. Anlaması güç, hatta yazarın arkadaşları bile kitabın çevirmeni olduğunu düşünmüşler kitabın yazarı olduğunu arkadaşlarına inandıramamış.
Kitabın içeriğiyle alakalı bi kaç yorumumu paylaşayım, okuması kolay, dili sade akıcı bir roman. Biraz kalın ve ebatının büyük olması okuma alışkanlığı pek olmayanları korkutabilir korkutmasın, çünkü okuması gayet keyifli.
Yayın evi kitabın sonuna konmaması gereken ön söz vari bir bölüm eklemiş. Korkunç bir hata. Keyifle olduğunuz romanı bitiriyorsunuz hikayenin etkisindeyken, bir bölüm görüyorsun okuman gerektiğini hissediyorsun. Okuyunca pişman oldum keşke romanı bitirir bitirmez okumasaydım dedim kendi kendime. Kitabın sonuna bir açıklama konmaz koyulacaksa başına konur ki spoiler vermeden roman ve yazar tanıtılır. Romanı hatırlama şeklini bile etkileyecek pervasızlık bu editörün yaptığı.
Biraz da kitabı Semerkant la kıyaslayalım; Semerkant kitabında ön planda olan Ömer hayyamdı. Hikaye Ömer Hayyam üzerine kurgulanmıştı. Bu kitapta hikaye Hasan Sabbah üzerine kurgulanmış. Yer yer Ömer Hayyamın bahsi geçiyor, Hasan Sabbah ın ömere duyduğu sevgiden bahsediyor yazar ama şöyle bir kopukluk var eğer semerkantı okumamış olsaydım bu sevginin kaynağını idrak edememiş olacaktım. Hasan Sabbah neden Ömer hayyamı bu kadar çok seviyor diye sorardım kendime. Sanki bu kitap semerkant tan sonra yazılmış hissi uyandı içimde fakat semerkantın bu kitaptan 50 yıl sonra yazıldığını öğrenince çok şaşırdım.
Bazı olaylar iki kitapta örtüşmüyor mesela
Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbahın tanışma şekilleri iki kitapta farklı