mizgîn

mizgîn
@Mi_ka_sa
Tıp 3/6
469 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
•Mem û Zîn•
10/10
·106 syf.·
2020 11. kitabı
Mem û Zîn; Leyla ile Mecnun, Yusuf ile Züleyha, Kerem ile Aslı'dan ayrı bir kültür ve ayrı bir dil ile yoğrulmuş bir hikaye olsa da konu olarak aslında aynı denize dökülmekte olan gerçek bir aşk hikayesidir. Ahmed-i Hani, mesnevisine başlamadan önce dönemin baskın edebi dillerini şaraba ve altına benzetirken Kürtçe'yi ise tortu ve bakıra benzetir. Bu ilk başta kötü bir metafor olarak algılansa da Ahmed-i Hani Kürtçe'nin işlenmeye fırsat bulamayan bir inci olduğunu şu sözleriyle ifade eder: Ger dê hebûye me jî xwedanek Alîkeremek letîfedanek ( Olsaydı bizim de kimimiz kimsemiz Hünerden anlayan yüce kerem sahibimiz) ... Min dê 'elema kelamê mewzûn Alî bikira li banê gerdûn ( İşte ben o an manzum sözler bayrağını Çıkarıp göğün en tepesine koyardım.) Ahmed-i Hani bu mesnevisinde Nevruz kutlamaları sırasında birbirine aşık olan ama kavuşamayan Mem ile Cizre beyi Mir Zeynuddin'in kız kardeşi Zin'in trajik aşk hikayesini ve ardından bu aşkın tüm şehir tarafından öğrenilmesini ele almaktadır. Fakat bu eserde iki aşk hikayesi vardır. Biri mutlu sonla biterken öteki faciayla sonlanmıştır. Mutlu sonla biten Mem'in can dostu Tacdin ile Zin'in kız kardeşi Siti arasındaki aşktır. Tacdin Mir'in divan vezirinin oğludur, büyüklerin araya girmesiyle Bey, Siti'yi Tacdin'e verir. Mutsuz sonla biten aşk hikayesinin nedeni ise Mir'in kapıcısı olan, ikiyüzlülük ve fitneyle onların aşkına engel olmaya çalışan Beko'dur. Beko, satranç oyununda hile yaparak Mem'in kaybetmesini sağlayıp Zin'e olan aşkını Mir'e itiraf etmesine neden olur. Bunun üzerine Mem zindana atılır. Daha sonra Zin'in Mem'i zindanda ziyareti sırasında Mem ölür, intikam olarak da arkadaşı Tacdin Beko'yu öldürür, Mem öldükten sonra mezarı başında sürekli ağlayan Zin de ölür. Ayrıca Tacdin'in, arkadaşı Mem uğruna evini ateşe
Kültür-Sanat
Mem û Zînİbrahim Baz · Otto Yayınları · 2019165 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
~Satranç~
10/10
·83 syf.·
2020 7. kitabı
Zweig, Satranç kitabında Nazizm'in uygulamış olduğu baskı ve insanî değerlerin yok olduğu yeryüzünde bir kurtuluş yolu bile bulamayan bireyin yitişini anlatıyor okurlarına. Bireyin kendine meydan okuması, umudun yok olmasıyla ortaya çıkan çaresizlik: ekmek parçalarından satranç taşları, çarşaftan satranç tahtası... İnsan her ne kadar yaşamın anlamını anlamaya çalışsa da bunun geçici olduğu düşüncesi onu bir an bile yalnız bırakmaz. Ve asıl kötü olan ise daha yok olmamışken bu hiçlik duygusunu yaşamasıdır. Çünkü sonsuz bir boşlukta yok olup gittiğini hissetmek insanı yıpratır, yorar. Fakat her şeye rağmen bu hiçliğe karşı yaptığımız savaşta galip gelmek daha da önemli. Zweig'i bu kadar başarılı kılan şey ise benim için karakterlerinin iç dünyalarını oldukça başarılı bir şekilde aktarmasıdır. Bu kitapta da ruhsal çözümlemeleri çok etkileyiciydi. Bütün bunlara rağmen ünlü psikanaliz biliminin kurucusu Freud ile olan yakın arkadaşlığına rağmen kendi ruhunu tedavi edememesi de ayrı bir konu. :)
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Fareler ve İnsanlar
9/10
·126 syf.·
2020 2. kitabı
Bu kitap insanoğlunun acımasız yüzünü bizlere bir kez daha çarpıcı ifadelerle gösteriyor. Özellikle de "ırkçılık" kavramını. Bu kitabı okurken toplumun göstermiş olduğu ırkçılığın kötü izlerini düşünmekten kendimi alamadım. Hani hep deriz ya tüm insanlar eşittir diye. Peki ya bunun ardında kalan, bilmediklerimiz? Hangi birimiz ırkçılığın esiri hâline gelmek isteriz ki? Crooks'un kendisini insan olarak unuttuğu o ortamda yaşadığı eziyet, aşağılanma duygusu ırkçılığın var olduğunu ve de en acı verici olanın da insanlar tarafından artık alışılagelmiş bir davranış olduğunu bizlere çok net göstermekte. Irkçılığın yanında kitapta dostluk kavramı da bir hayli işlenmiştir. Fakat George ve Lennie arasındaki bağa ben tam olarak dostluk diyemiyorum açıkçası, dostluğun yanında bir nebze de olsa çıkar ilişkisi var fikrimce. Çünkü sadece kendini düşünen ve bu uğurda da yanındakini kullanan birisiyle kurulan ilişki çıkar ilişkisidir. Bu iki karakter hayalleri uğruna mücadele ediyorlar. Ama nihayetinde bu hayal gerçekleşmiyor. Kitabın sonunun ise böyle olacağını hiç tahmin etmezdim. Öyle ki son sayfaları bir daha okudum yanlış anlamışım diye.
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,4bin okunma
~Sineklerin Tanrısı~
9/10
·261 syf.·
2020 8. kitabı
Uygarlıktan izole bir yaşamda insanoğlunun eğilimini, böyle bir durumda hayatta kalmanın aslında hangi özelliklere bağlı olduğunu anlatan bir roman. Çocukların aslında saf küçük birer iyilik perisi değil de yetişkinler gibi kötülüğe, hırsa ve gerektiğinde vahşiliğe bile meyilleri olan insanlar olduğunu objektif bir gözle bakarsak anlayabiliriz. Bu da kötülüğün aslında doğuştan insanda var olduğunu göstermektedir. Burada önemli olan "canavar" diye nitelendirdikleri varlığın gerçek dünyada değil de onların kendi içlerinde var olduğu düşüncesidir. Kitap çocukların içlerinde verdikleri iyi-kötü mücadelesini (aydınlık-karanlık savaşını) anlatmaktadır. Adadaki çoğu çocuğun Jack'ın kabilesine dahil olmasının temel nedeninin zayıf olmaları ve dolayısıyla güçten yana olma gerektiğini düşünmelerinin yanı sıra böyle bir ortamda demokrasinin çok zor işleyebileceğini ve faşizmin ise ne kadar baskın bir ideoloji olduğunu bizlere göstermekte. Kitap çocuklar üzerinden yola çıkarak büyükleri hedef almış etkileyici bir roman.
Edebiyat
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Taaşşuk-u Talat ve Fitnat
5/10
·175 syf.·
2020 9. kitabı
Talat ve Fitnat'ın ilk görüşte birbirlerine aşık oluşuyla ortaya çıkan aşk ve onların yaşamış olduğu trajik olayları anlatan bu roman, aslında Tanzimat Dönemi'nde kadın-erkek ilişkisini, görücü usulüyle evlenmenin sebep olacağı sorunları ele almıştır. Sadece bir aşk romanı olmaktan öte kadınların kendi iradeleri doğrultusunda bir şey yapamamaları, sokağa çıktıları zaman da erkeklerin onları rahatsız etmesi, namus kavramının sadece kadınlarda aranması gerektiği düşüncesi gibi türlü türlü durumlar da ele alınmıştır. Bununla birlikte töre eleştirisini güzel bir şekilde yapıp insanları bu konuda eğitmiştir aslında. Kitap mutlu sonla bitmemiş, bu da aslında hayatta var olan gerçekliği yansıttığını göstermektedir. Zaten Tanzimat Dönemi romanlarında genellikle mutlu sonu göremeyiz. Daha önce okuduğum Samipaşazade Sezai'nin Sergüzeşt kitabında da buna rastladım. Kitap Türk edebiyatında ilk yerli roman olmasına rağmen kitabın başarılı bir yapıt olduğunu düşünüyorum.
Taaşşuk-u Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Anonim Yayıncılık · 201438bin okunma