Hayat kimseye özel olarak dostane yaklaşmaz.
Bu gerçeği bilerek yürürken yağan sulu kar...
Alnını, kaşlarını, yanaklarını ıslatan sulu kar...
Her şey geçip gider.
Suların buluştuğu sınırda durup tıpkı ebediyen tekrarlanacağa benzeyen dalgaların hareketlerini izlerken (fakat aslında ebedi değildir, çünkü yeryüzü ve hatta güneş sistemi de bir gün yok olacak), hayatımızın kısa bir andan ibaret olduğu gerçeği tenimize değer.
Beni en güzel günümde
Sebepsiz bir keder alır.
Bütün ömrümün beynimde
Acı bir tortusu kalır.
Anlıyamam kederimi,
Bir ateş yakar derimi,
İçim dar bulur yerimi,
Gönlüm dağlarda bunalır.
Ne kış, ne yazı isterim,
Ne bir dost yüzü isterim,
Hafif bir sızı isterim,
Ağrılar, sancılar gelir.
Yanıma düşer kollarım,
Görünmez olur yollarım,
En sevgili emellerim
Önüme ölü serilir...
Ne bir dost, ne bir sevgili,
Dünyadan uzak bir deli...
Beni sarar melankoli:
Kafamın içersi ölür.