Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey...
Ne hissettiğimi açıkça söylesem öleceğim sanki. Ne hissettiğimi tam olarak biliyorum ama onu açıklayabilecek ne bir isim ne de bir sıfat bulamıyorum. Gerilip kalıyorum sadece, sonra da tepem atıyor. Deliden farkım yok.