"Şeytanın imajı, onun ezeli düşmanı insanın teolojik ve felsefi yorumlarıyla sınırlıdır. Çünkü iblisin gücü ve etkisi kendini tam olarak insan üzerinde ortaya çıkarır. Bu durum şeytanı kolektif bir tarihin uzağına iter. Çünkü o her çocukta, her yetişkinde ve her ihtiyarda kendini yeniden tasarlayacak, tanımlayacak, yeniden ilk günkü hırsıyla saldırıya geçecektir. Herkesin farklı bir şeytan tasavvuruna sahip olması, onu daha da güçlendirecek, böylece o bir imge olarak amacını gerçekleştirmenin konforu içinde yeryüzündeki insan sayısınca bölünerek yoluna devam edecektir. (...)"
"Şeytan birinci sınıf bireyleri ve toplumları hedef alır. Diğerleri, kendisine ihtiyaç duymadan da kötülük üretebilirler. Faust inanç ve arayış açısından çoğul bir zekaya sahiptir. Hakikatin birbirine taban tabana zıt görünen gerçeklerden oluşacağını bilmektedir. Scott Fitzgerald, 'Birinci sınıf zekanın varlığının kanıtı, zihninde aynı anda iki karşıt fikri tutabilme yeteneğidir.' der. Bu bakımdan Mefistofeles'in ziyaret ettiği kişi, kalbine doğduğu kişi, içinden çıktığı kişi, aklın büyük tarihi yürüyüşünde geldiği ileri mevkiyi temsil eden Faust'tan başkası olmayacaktır."
Görme konuşmadan önce gelmiştir diyerek başlayan bu kitap, sonunda, yüzleşmekten pek hoşlanmayacağımız sorularla bizi baş başa bırakır. Bazı sorular sorulmasına vesile olsun diye yazılmışsa da o soruların cevaplarını da vermiş aslında. Şimdi resmin ne olduğunu, amacını, tarihtekini yerini, kadının resimlerdeki yerini ve günümüz reklamlarının işlevini bildikten sonra ne yapacağız?
İyi okumalar dilerim.