... Hem ayrıca, bu dünyada bir zamanlar Rembrandt'ın, bir Beethoven'in, bir Dante'nin, bir Napoleon'un yaşadığı hakkında en ufak bilgisi bulunmayan birinin kendini büyük bir insan sayması son derece kolay değil midir?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Halil Cibran’ın, “Ermiş” adlı kitabı, 54 sayfalık incecik bir kitap. Fakat içinde kocaman bir dünya var. El Mustafa adlı bir adam, 12 yıl kalmış olduğu şehirden ayrılırken ahali tarafından durdurulur. Ve insanlar El Mustafa’ya aşka, evliliğe, çocuklara, yemeye ve içmeye, çalışmaya, sevinç ve kedere, özgürlüğe, zamana, iyilik ve kötülüğe, güzelliğe, ölüme ve hayattaki daha pek çok konuya dair fikirlerini sorar, gitmeden önce ondan son bir “düşünce” koparmaya çalışırlar.
El Mustafa’nın ahaliyle paylaştığı hayat görüşleri, zamana meydan okuyan, her dinden ve her yöreden insana seslenebilen, düşündürücü nitelikte. Bazen kimi cümleleri tekrar tekrar okuduğunuz oluyor. Yazılan her cümle hayatınızın rotasını değiştirebilecek potansiyelde… Aslında böyle söyleyerek beklentiyi yükseltmek istemiyorum, sonuçta her insanın bir kitaptan aldığı bal farklıdır fakat gerçekten almak isteyerek okuduğunuzda çok şey kazandıran bir kitap.
Kimileri bahsedilen ermişin, “Hz. Muhammet” kimileri ise “Hz. İsa” olduğunu söylüyor. Fakat ne önemi var ki? Satırlarda yüzmeyi, isimleri unutmayı deneyin. Ve eğer ölmeden önce okunması gereken kitaplar adlı bir listeniz varsa, Ermiş’i de baş sıralara ekleyin derim.
NOT: İNCELEME ALINTIDIR. (Aynı fikirlerde olduğum için karşılaştığım bir incelemeyi paylaşmak istedim.)
Kitabı okurken kendini "leyla ile mecnun" izler gibi hissettim. İzleyenler bilir, Leyla ile Mecnun" icerisinde trajedi besleyen bazen aglatan cogu zaman gulduren absürt bir komedi idi. Murat Menteş de bu tarzı romanda kullanmaya çalışmış. Son zamanlarda okuduğum en "degisik" roman diyebilirim.
Her satır hatta her kelimesi için uzunca düşünülmüş bir roman bu sebeple "Eh be Menteş bu kadar kasmanın ne alemi vardı!" demeden gecemedim. Hani bir kız güzelleşmek için makyaj yapar ama makyajı ne kadar abartırsa o kadar çirkinleşir ya çoğu yerde bu hisse kapıldım. Söz oyunları canımı sıktı... absurt komedi bir diziye hayran olmama ragmen bu Bu tarzda yazilmis bir romanin tarzım olmadığını anladım. Üzgünüm Menteş. Ayşe Arman'in pazarlığı kimseyi sevemedim. Sen de buna dahilsin.