Feyza

Feyza

, bir kitap okudu
7/10
·412 syf.·
Beğendi
·
9 günde okudu
·
2019 20. kitabı
Yuval Noah Harari
8.7/10 · 42,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
20 Temmuz 1 969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay’ın yüzeyine indiler. Apollo 11 astronotlan bu seyahatten önceki aylarda ABD’nin batısında Ay’a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğuna ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır: Bir gün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderiliyle karşılaşır. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay’a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır, sonra astronotlardan kendisine bir iyilik yapmalarını ister. Astronotlar “Ne istiyorsunuz?” diye sorar. Yaşlı adam, “Kabilemdeki insanlar Ay’da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim.” Astronotlar “Mesaj nedir?” diye sorar. Adam kendi dilinde bir şeyler mırıldanır, sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler. Astronotlar “Bu ne demek?” diye sorar. “Bunu size söyleyemem. Sadece bizim kabilemizle Ay ruhlarının biIebileceği bir sır,” der. Üsse geri döndüklerinde astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulurlar ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalarla gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotların o kadar dikkatle ezberlediği sözlerin, “Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler,” olduğunu söyler.
Sayfa 284·Kitabı okudu
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2019 19. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2019 23:27
"İnsan olmak için bize hep fazladan lüzumsuz bir şey gerektiğini anlıyor musun?’’ Tüketim toplumunun bir ferdi olarak doğmuş olan bizler için her zaman ihtiyacımız olan bir şeyler var. Oysa tarih boyunca insanlar bizim ihtiyaç duyduklarımızın hiçbirine sahip olmadan yüzyıllarca yaşayabildi. Bu durumda kendimizi şanslı mı saymalıyız yoksa tıpkı nesneler ürettiğimiz gibi ihtiyaçlar da üretir hale geldiğimiz için kendimizi bu döngüye hapsederek daha vahim bir duruma mı düşüyoruz? Artık tüketim,nesne, ihtiyaç, haz vb kavramların anlamlarının çok daha ötesine geçtiklerini kabul etmemiz gerekiyor. Tüketim yalnızca bir ürünü satın almak değil bireyin yaşadığını hissetmesini sağlayan bir araç. Acıktığımızda bir öğünlük yiyecek tüketmek yeterli değil bir sonraki öğün, ondan sonraki hatta haftalarca yetecek yiyeceğimiz hazır olmalı, böylece kendimizi daha güvende ve rahat hissedebiliriz. Avcı ve toplayıcı toplumlarda bireyler sabah kalkıp o günlük yiyecek bulmak ve karnını doyurmakla yetiniyordu, ertesi gün için biriktirmek yoktu. Acaba onlar bizden daha tedirgin ve aç kalma korkusu içinde miydiler? Adım başı markete rastladığımız yerlerde yaşayıp, internetten kolaylıkla alışveriş yapabilirken mutfaklarımızın birer depo haline gelmiş olması, çöplerimizin bile yiyeceklerle dolması kendimizi rahat hissetmemizin bir sonucu mu? Toplumda hemen her kesimin istediğini tüketebilir hale gelmesi nesnelerin de daha az toplumsal belirteç olmasına neden oluyor. Artık bir araba ya da son model bir telefona sahip olmak zenginlik göstergesi değil neredeyse "sıradan" olduğunuzun göstergesi. Toplumsal hiyerarşi çok daha ince ölçütlere geçiyor. "Tüketim artık hiçbir anlama gelmediğinde herkese özgü bir şey haline gelecektir." "İnsan sadece otomobilleri satmak üretmekten daha zor olduğundan beri
Tüketim ToplumuJean Baudrillard · Ayrıntı Yayınları · 20211,312 okunma