İnsanların sorunlarını çözmek amacıyla rasyonel, hesaplanmış kararlar küçük toplumlarda nadiren görülür. Çoğu zaman insanların nasıl balık tuttukları, avlandıkları, tarım yaptıkları, ritüellerini yönettikleri, çocuklarını kontrol ettikleri ve boş zamanlarını geçirdikleri kararlara konu değildir ya da en azından bu gibi aktiviteleri nasıl daha etkin veya zevkli hale getirme üzerine tartışılmaz. İnsanlar hayatlarında çaşitli şeyler hakkında durmadan şikayetçidir; bazen yeni bir şeyler deneyebilirler ancak inançları veya sosyal kurumlarda herhangi bir temel değişiklik girişimi yoktur. Büyük değişiklikler genellikle bazı dış olay veya durum -işgal, salgın, kuraklık-tarafından empoze edilmektedir. Bu tür olayların yokluğunda, insanlar geleneksel çözümlere dayanarak nasıl olduğunu bilmeden sonuçlandırmak eğilimindedir; yani, önceki durumlara tepki olarak ortaya çıkan çözümlerdir. Çoğu nüfus optimal çözüm arayışı içinden rasyonel hesap yapmadan kurtulmayı başarabilmiştir.
Günümüzde birçok toplum hayatta kalmanın eşiğinde yaşamaktadır ve diğerleri de kültürlerini o kadar kaybetmiştir ki, dinlerini, akrabalık sistemlerini ya da tarihlerini muhafaza etmek için antropologların kaleme aldıklarına muhtaçtır.
Birçok akademisyenin yaptığı gibi, eğer bir nüfus geleneksel inanç ve uygulamalan yıllar boyu sürdürmüşse, bu inanç ve uygulamaların hayatlarında önemli bir rol oynaması gerektiği fikrinde ısrarcı olmak yanılgıdır. Geleneksel inanç ve uygulamalar faydalı olabilir; hatta önemli adaptif mekanizmalar olarak hizmet de edebilir, bununla birlikte zayıf, zararlı ve hatta bazen ölümcül dahi olabilirler.