Hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekin diyen peygambere iman etmişsin. Her günün muhasebesini yapıp fiili istiğfar olan tevbe adımlarını atmazsan, nasıl işin neticesine saadete erebilirsin ki?
Bazen insan durup kendine şu soruyu sormalı: Bugün kalbim Allah’a yaklaştı mı, yoksa dünyaya mı? Çünkü hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çekmek, insanın en büyük dirilişidir. Gün bitince herkes yorgun düşer ama asıl mesele bedenin değil, ruhun yorgunluğunu fark edebilmektir. Zira kalp, ihmale gelmeyen bir emanettir.
Düşünsene… Bir tüccar gün sonunda kazancını saymadan uyur mu? Bir öğrenci sınavdan önce eksiklerini görmeden rahat eder mi? Peki kul, Rabbinin huzuruna çıkacağını bile bile amellerini tartmadan nasıl huzur bulabilir? İşte muhasebe dediğimiz şey, insanın kendine dürüst olmasıdır. Bahane üretmeden, suçlu aramadan, kalbin aynasına bakabilmek…
Tevbe ise sadece dilde kalan bir söz değildir; yön değiştirmektir. Yanlıştan dönmek, kalbi temizlemek, hatayı kabullenip yeniden başlamak… Çünkü Allah kulunun dönüşünü sever. Her fark ediş bir rahmet kapısıdır, her pişmanlık bir arınmadır.
Unutma: Kendini sorgulayan kaybolmaz. Kendini hesaba çeken, hesap gününden korkmaz. Ve kalbini her gün temizleyen bir kulun yarını, dünden daima daha aydınlık olur.
Halbuki hayat ne iyidir ne kötü, sadece olduğu gibidir, daha önce de söylediğim gibi, olaylar tek başına anlamsızdır onları olumlu ya da olumsuz hale getiren bizleriz.
Kötü şeyler herkesin başına gelir. Önemli olan bundan sonrası. Ya oturup durmadan kendine acırsın ya da canının acımasına rağmen kalkarsın ve yola devam edersin.