Öyle güzel bir kitap ki bu... Okurken mest oldum durdum. Bir insan dili o kadar mı güzel kullanır? Bir coğrafya ne kadar güzel anlatılabilirse Yaşar Kemal de o kadar güzel anlatmış.
Kısaca konusundan bahsedecek olursam beş köye hükmeden Abdi Ağa'mız var. Köylüye etmediğini bırakmayan, herkesi çaresiz bırakan bir ağa. Köylü perişan, karşı çıkmaya cesaret edebilen bir Allah'ın kulu yok. Bir de İnce Memedimiz var tabii. Abdi'nin eziyet edip durduğu, çakırdikenliklerde süründürdüğü çocuk. O dikenlerin ne illet bir şey oldugunu bilen bilir. Bir noktadan sonra Memed'in canına tak ediyor bu eziyet ve bir gün kacip gidiyor Daha ilk sayfalarda, yolda kendi kendine konuşmalarını okurken bile "Ne güzel bir tasvir dili bu" dedim.
Bu, mecbur adamın ilk isyanıydı aslında. Çok da detay vermeden söyleyeyim şartlar Memed'i bir şekilde eşkıya olmaya zorluyor ve böylece dağlardaki hayatı başlıyor. Ama garibin çilesi orada da bitmiyor. Açlık, kar kış, anasının özlemi ve Hatçe'nin hasreti peşini bırakmıyor.
Başrol Memed bir yana romandaki her karakter ayrı ayrı guzel işlenmis Süleyman agasindan hürü teyzesine kadar. Buram buram bu coğrafya buram buram biz kokuyor kitap. Gerek köylülerin kendi aralarında yaptıkları dedikodualr, gerekse kullandıkları ünlem ifadeleri olsun yalnızca turkceye hakim birinin derinlemesine anlayip icsellestirebilecegi türden bir anlatım olduğunu düşünüyorum kesinlikle
Beni en çok etkileyen şeylerden biri de Memed'in doğuştan bir kahraman olmamasıydı. O da korkuyor, çile çekiyor,yoruluyor diğerleri gibi ama yaşadıkları onu mücadele etmeye zorluyor.Bugun bile farklı siluetlerde farklı memedler var benzer cesaret örnekleri gösterebilen kendi çaplarında. Belki de bu yüzden İnce Memed yıllar geçse de etkisini kaybetmeyen bir roman.
Çok sevdiğim bir hocam yıllar önce