Mon

Mon
@Monica_a
•21 •Kitap arşivim
20 Nisan 2005
39 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Toplumsal Çürüme
8/10
·102 syf.·
2026 8. kitabı
Sürekli tekrarlanan bir yalan gerçeğin yerini alabilir mi? Son sayfayı kapattıktan sonra okuduklarımı bir süre sindiremedim. Kitap, namus kavramını yalnızca kadınlar üzerinden değerlendiren ataerkil bir toplumda çürümüşlüğün ne denli büyük boyutlara ulaşabileceğini gözler önüne seriyor. Bazı sayfaları gerçekten ağzım açık okudum.yine aynı sekilde namus kavraminin toplum tarafından seçici yorumlanması asiri rahatsız ediciydi söz konusu kadın olunca namustan bahseden insanların yalani iftirayı görmezden gelmesi toplumsal çürüme örneklerinden biriydi benim için.Durdurak bilmeyen köylü baskıları, insanların kendi uydurdukları yalanlara bir süre sonra gerçekmişcesine kendilerinin de inanmaları ve bitmek bilmeyen hortlak hikayeleri okurken insana illallah ettiriyor. Tüm bunların merkezindeki Hasan'ı düşünün bir de insan ona kızmakta zorlanıyor. çocuk yaşta biri bu kadar ağır baskının altında ne kadar sağlıklı hareket edebilirdi ki? Butun bir toplum sorgusuz sualsiz ayni fikrin peşinden gidiyor.Kimse de dönüp biz ne yapıyoruz kimi hangi sebeple ölüme layık görüyoruz diye sormuyor.Bu körü körüne inanış ve bilinçsizlik, vicdanın nasıl yok olabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri.Finali ise uzun süre unutabileceğimi sanmıyorum.her ne kadar kurşunu sıkan Hasan gibi gözükse de büyük resimde bütün bir topumun agir baskisinin olduğu aşikardi.
1000Kitap
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mecbur Adamın Romanı
9/10
·438 syf.·
2026 7. kitabı
Öyle güzel bir kitap ki bu... Okurken mest oldum durdum. Bir insan dili o kadar mı güzel kullanır? Bir coğrafya ne kadar güzel anlatılabilirse Yaşar Kemal de o kadar güzel anlatmış. Kısaca konusundan bahsedecek olursam beş köye hükmeden Abdi Ağa'mız var. Köylüye etmediğini bırakmayan, herkesi çaresiz bırakan bir ağa. Köylü perişan, karşı çıkmaya cesaret edebilen bir Allah'ın kulu yok. Bir de İnce Memedimiz var tabii. Abdi'nin eziyet edip durduğu, çakırdikenliklerde süründürdüğü çocuk. O dikenlerin ne illet bir şey oldugunu bilen bilir. Bir noktadan sonra Memed'in canına tak ediyor bu eziyet ve bir gün kacip gidiyor Daha ilk sayfalarda, yolda kendi kendine konuşmalarını okurken bile "Ne güzel bir tasvir dili bu" dedim. Bu, mecbur adamın ilk isyanıydı aslında. Çok da detay vermeden söyleyeyim şartlar Memed'i bir şekilde eşkıya olmaya zorluyor ve böylece dağlardaki hayatı başlıyor. Ama garibin çilesi orada da bitmiyor. Açlık, kar kış, anasının özlemi ve Hatçe'nin hasreti peşini bırakmıyor. Başrol Memed bir yana romandaki her karakter ayrı ayrı guzel işlenmis Süleyman agasindan hürü teyzesine kadar. Buram buram bu coğrafya buram buram biz kokuyor kitap. Gerek köylülerin kendi aralarında yaptıkları dedikodualr, gerekse kullandıkları ünlem ifadeleri olsun yalnızca turkceye hakim birinin derinlemesine anlayip icsellestirebilecegi türden bir anlatım olduğunu düşünüyorum kesinlikle Beni en çok etkileyen şeylerden biri de Memed'in doğuştan bir kahraman olmamasıydı. O da korkuyor, çile çekiyor,yoruluyor diğerleri gibi ama yaşadıkları onu mücadele etmeye zorluyor.Bugun bile farklı siluetlerde farklı memedler var benzer cesaret örnekleri gösterebilen kendi çaplarında. Belki de bu yüzden İnce Memed yıllar geçse de etkisini kaybetmeyen bir roman. Çok sevdiğim bir hocam yıllar önce
1000Kitap
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma
Ucu Bana Dokunmadıkça
8/10
·72 syf.·
2026 6. kitabı
Kitap toplumsal duyarsızlığa, acıya özellikle adalete karşı olan bakışımızı tekrar tekrar sorgulatıyor.Altıncı koğuş pisliğin,çöpün, düzensizliğin ve acının hakim olduğu insanların dövülerek susturulduğu bir hastane odasıdır.Hastane doktoru ise acıyı teoride bilen, onu sadece felsefi açıdan yorumlayıp geçen hastalarin insanlık dışı yaşamının ve diğer düzensizliklerin farkında olup bunu değiştirmek için ekstra çaba göstermeyen biridir.Çünkü şu zihniyettedir:" Ucu bana dokunmadikca problem yok ya da ne fark eder ki?" Kitapta da bunu acikca belirtiyor: “Zararlı bir işe hizmet ediyorum ve aldattığım insanlar için aylık alıyorum. Namuslu değilim, ama ben tek başıma bir hiçim, kaçınılmaz olan sosyal kötülüğün bir parçasıyım sadece." İvan ise 'delilik' kavramını sorgulatan karakterimiz.Gercekten deli olan kim? Toplumdan farkli düşünen mi , düzene karsi çıkan mı yoksa haksızlığa isyan eden mi ? Kime göre neye göre.(Spoiler olabilir) İvan ile yaptığı felsefi sohbetlerden keyif alan doktor onunla daha çok vakit geçirmeye çalışırken normal (!) insanlar tarafından aynı şekilde "deli" olarak yaftalanır.İşte o zmn acıyı yaşamadan anlamının mümkün olmadığını fark eder.Kitabın asıl vermek istediği mesaj da bu bence: Haksızlığa karşı erken tepki vermezsek bedelini er ya da geç daha ağır öderiz.Ve o zmn da çoğu şey için gec kalmis oluruz.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Sevgi Neydi? Bir Arayışın Hikayesi
8/10
·390 syf.·
2026 5. kitabı
Sevgi üzerine okuduğum açık ara en iyi kitaptı. “Ben sevginin ne olduğunu hiç durmadan anlamaya çalışıyorum. O benim için bazen ruhta parlayan bir güneş oluyor; bazen o güneşte görünen ruh. Yani henüz açıklanmayan bir şey, hani şöyledir böyledir denilemeyen bir şey… İnsan onu ancak hissederse tanır.” “Sevgi neydi?” diyerek yola çıkan Kamber Can ile birlikte sevginin ne olduğunu aradım. Onun gördükleriyle, hissettikleriyle ve yaşadıklarıyla her olayda sevgiye farklı bir anlam yüklemesi çok güzeldi. Bir savaş ortamında iki Türk, biri Alevi diğeri Sünni, bitmeyen bir rekabet ve uğruna ölen sayısız Müslüman… Dahası ikiz kardeşlerden birinin diğerine sebep olduğu ölüm ve bunun getirdiği vicdan azabı… Uğruna sayısız şiirler yazılan Taçlı var bir de :) Olayları bir Kamber’den, diğer taraftan Hüseyin’den okuyoruz. Bu da bize her iki tarafa da eşit mesafeden bakma imkânı sunuyor. Okuduğum ilk tarihî roman oldu. Normalde çok tercih ettiğim bir tür değil, buna rağmen çok keyifle okudum diyebilirim. Kitap hiç bitmesin istedim. Yazarın kalemine bayıldım her ne kadar yer yer objektiflikten biraz uzaklaşmış olsa da çok güzeldi.
1000Kitap
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,8bin okunma
İzler ve sessizlikler
5/10
·57 syf.·
2026 3. kitabı
Bireyin duygusal dünyası şüphesiz çocuklukta başlıyor bu yüzden ebeveynlerin bu süreçteki etkisi inanılmaz fazla. Erken yaşta anlaşılamamak ve bastırılmış duygular, Franz Kafka’nın bu mektubu yazmasinda etkili olmus. Bazı hisler unutulmuyor yıllar geçse de ki bazıları travmaya dönüşüyor ve bugün olduğumuz kişiyi şekillendirmede büyük rol oynuyor. Kitabın dili bana ağır geldi okunması biraz zor, ayrıca okurken fazlasıyla empati gerektiriyor. Dönüşüm’ü daha önce okumuştum ve çok beğenmiştim ama bu mektupla birlikte o kitabı çok daha iyi anladığımı fark ediyorum
İnsan ve Duygular
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202253,9bin okunma