Muazzam bir anlatım...
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı yazarın otobiyografik romanı. Hatta belki de otobiyografisi bile diyebiliriz. Anlatılanların çok etkileyici,sarsıcı hatta inanması zor olmasının yanı sıra anlatım da çok çok iyiydi. Yazardan okuduğum ilk eser olmamasına rağmen ilk defa okuyor gibiyim. Hatta keşke bu eserinden başlasaydım dedim okurken.
Bir anne ve oğulun yaşam mücadelesi ile başlıyor kitap. Böyle bir annelik var mıdır bilmiyorum. Hayatını tamamen oğluna adayan bir kadın. Ve oğul da bu fedakarlığın karşılığını bütün bi hayatını annesinin yaptıklarının karşılığını vermeye çalışarak geçiriyor.
Çocukluk maceraları, eğitim hayatı, aşkları, askerlik serüveni, ve son bölümde ikinci dünya savaşında pilot olarak görev aldığında yaşadıkları yani aslında bütün hayatı anlatılıyor. Kitabın sonu da beni çok etkiledi. Çok fenaydı! Çok uzun zamandır listemde olan bu kitabı neden bu kadar beklettim bilmiyorum.
Mutlaka ama mutlaka okunmalı.
Mübadelede ailesinin büyükleri göç etmek zorunda kalan Dimitrios, yıllarca mübadillerin özlemle anlattığı Ürgüp'e ziyarete gider. Oraları gezip biraz suyundan biraz toprağından alıp götürmek ve gördüklerini hasretle bekleyen büyüklerine anlatmak ister.
Dimitrios'un Ürgüp'te tanıştığı Aziz Güzelgöz'ün babası Mustafa Güzelgöz zamanında kütüphane memuru imiş. Köylere eşek sırtında kitap taşıdığı için ona "Eşekli Kütüphaneci" diyorlar.
Kitap esasında Eşekli Kütüphaneci'nin mücadele ve hizmet dolu öyküsünü anlatıyor. Bu öykü ekseninde bürokrasinin çıkmazları, halkın ekonomi ve eğitim yönünden yaşadığı sıkıntılara değiniliyor. Okumanın önemi üzerinde sıkça duruluyor. Bir yandan da Dimitrios üzerinden Türk- Yunan dostluğu köprüsü kurulmaya çalışılıyor.
Kitap boyunca yazarın üzerinde durduğu bir konu da " yobazlık ". Evet yobazlığın her türlüsü kötüdür. Hayatı zorlaştırırır. Tamam bunda hemfikiriz. Fakat yazar işi alıp başka bir boyuta taşıyor. Adeta fetva makamı! Durum şu:
Üzüm yetiştiren köylü bu üzümle şarap da üretiyor. Bu durumu eleştirenlere karşı yazarımız bir " modern ve çagdaş imam " türetmek istemiş. Bu imam üzerinden fıkhi hükümler bile veriyor. Şarap üretmek neden haram olsunmuş? Sarhoş etmeyecek kadar şarap içmek caiz olmanın yanında sağlığa da yararlıymış.
O kadar güldüm ki bu bölümleri okurken. Ne olacak bizim bu herkesin kendini din alimi zannetmeleri? Kendi fikrini empoze etme adına Allah'ın haram kıldığına helal demeleri. Töbe haşa dedirtecek türden.