Başka türlü yaşamayı beceremediyse de, o gece Haliç'in kirli sularina bakarken anladı ki aslında hep öyle sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki hayatı zaten tümüyle bir
yanılgıymış.
Devletlerin gücü ve zayıflığı, ulusların refahı veya çürümesi sadece yöneticilerin yetkinliğini veya yetersizliğine bağlı değildir. Yöneticiler ne olursa olsun, iyi ya da kötü, kahraman ya da zalim her zaman hakların yansımasıdır. Bunlar halkın ruhunun bir kopyası, kitleleri üretemedir. Halk nasılsa onlar da öyledir. Bu nedenle uzun zaman önce her ulusuna hak ettiği hükümete ve yöneticide sahip olduğunu söylenmiştir.
"Bir entellektüel, genellikle zekâsıyla ön planda çıkan biri değildir" diye devam etti Corelli. "Yeteneklerinde hissettiği doğal iktidarsızlığı telafi etmek için bu etiketi kendisine affeder. O eski deyişteki gibi, bana neyle övündüğünü söyle, sana neyin eksikliğini çektiğini söyleyeyim. Günlük ekmeğimiz. Yetersizler kendimizi her zaman uzman, zalimler müşfik, günahkarlar dindar, tefeciler hayırsever, benciller vatansever, kibirliler alçak gönüllü, pespayeler ise zarif olarak sunar.